Uşaklı Haldun Temel Ersan, Heykeltraş İlhan Koman hakkında yaptığı paylaşımda; “1921 Edirne doğumlu, bilim ve sanatı bir araya getiren eserleriyle tanınan İlhan Koman bu özelliğinden ötürü Türk Da Vinci'si olarak anılır. Edirne lisesini bitirdikten sonra 1941’de İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi resim bölümüne girdi. Bir yıl sonra heykel bölümüne geçti ve Rudolf Belling’in öğrencisi olarak 1945’de mezun oldu. Fransa'da Academie Julian ve l'Ecole du Louvre'da çalışmalar yapmış ve ilk sergisini Paris'te açmıştır. 1958'e kadar İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğretim üyeliği yapmıştır, daha sonra İsveç'e yerleşir ve ölümüne kadar orada yaşar” sözlerini kullandı.

Uşaklı Ersan, Akdeniz Heykelinin Öyküsü kapsamına ilişkin sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda; “Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürlüğü binasının önünde bulunan Akdeniz Heykeli sanatçının Türkiye'de bulunan çalışmalarından en bilinenidir. Heykeltıraş Koman, 2005’ten bu yana İstanbul Levent’teki Yapı Kredi Plaza önüne rastlayan yerde bulunan bu 4 tonluk Akdeniz heykeli için, İstanbul’daki atölyesinde 1978-1980 yılları çalıştığı sırada, 12 milimetre kalınlığında toplam 112 adet metal levha kullanmıştır. Bu ‘anıtsal’ heykel, Halk Sigorta’nın (daha sonraki ismiyle Yapı Kredi Sigorta AŞ) Genel Müdürlük binası önüne konulmuştu. Oğlu Ahmet Koman babasının bir deniz âşığı olduğunu belirterek kendisinin de bu heykelin bir deniz kenarında yer almasını dilediğini aktarmıştır. İlhan Koman, Akdeniz heykelini, İsveç’te bir sigorta şirketinin açtığı yarışma için hazırlamış, şirketin projeden vazgeçmesi üzerine hazırladığı “papiere mache”denilen bir tür kağıttan yaptığı maketi oğlu Ahmet’ le ondan bir eser teklifi bekleyen Halk Sigorta Müdürü Ali Neyziye göndermiştir. Ahmet’in getirdiği maketin karşısında adeta büyülenen Ali Neyzi hemen arkadaşı Fotoğraf sanatçısı Ersin Alok’u çağırır. Maketi gören Ersin Alok’ta çok beğenir ve fotoğraflarını çekmek üzere atelyesine götürür. Birkaç gün sonra elinde bir bavul dolusu resimle gelir. Maketin çeşitli açılardan çekilmiş resimlerini hem de çerçevelenmiş olarak gören Ali Neyzi hemen toplantı salonunun duvarlarına bu resimleri asar. Heykelin maketini de yandaki bir masaya koyar ve yönetim kurulunu toplantıya çağırır.Toplantı açılınca yapılacak yeni binanın önüne konulacak heykelin binaya çok büyük bir ilgi kazandıracağını açıklar. Resimler ve maket yönetim kurulu üyelerini adeta büyüler. Eserin yapılması için ve gerekli ödenek için kararlar alınır” ifadelerine yer verdi.

Heykelin yapılması için İlhan Koman ile temasa geçildiğini belirten Uşaklı Ersan, “Koman dört ay içinde eserin İsveç’te tamamlanıp İstanbul’a gönderilebileceğini bildirir. Bunun üzerine bir gümrükçüye danışılır. Saçtan yapılmış bir heykelin ülkeye ithalini sağlayacak mevzuatın henüz olmadığı bunun için bakanlar kurulu kararı gerektiğini gümrükçü söyler. Sonunda heykelin İstanbul’da yapılması için İlhan Koman’ı ikna ederler. Heykelin 12 mm kalınlığındaki 112 adet saç parçasının modele göre kesilmesi için pantograf makinesine gerek vardır. Pahalı olan bu makineyi sigorta şirketi alamayacağı için çareler aranır. İlhan Koman 112 parçanın bire-bir karton örneklerini İsveç’te kestirir ve bizim saç ustalarının bunlara göre saçları kesmelerini sağlar.1500 perçin kullanılarak 112 parça birleştirilir ve 4 ton ağırlığındaki heykel tamamlanır. İlhan Koman Akdeniz Heykeli’nin bir uçta siyaha yakın bir mavi ile başlanılıp öbür uçta beyaza ulaşan pas geçirmez boyalar ile boyanmasını öngörmüştür. O zaman ki döviz sıkıntısından dolayı Koman’ın verdiği liste Sadıkoğlu firmasına sipariş edilir. Boyalar 5 hafta sonra geldiğinde pas geçirmez boyaların sadece beyaz renkte olduğu görülür. Ali Neyzi heykeli İlhan Koman’a aksettirmeden beyaza boyatır ve Akdeniz Heykel’i 1980 yılında yerine yerleştirilir. 1981’de Sedat Simavi Vakfı Görsel Sanatlar Ödülü’nü kazanan heykel için İlhan Koman’da İstanbul’a davet edilir.Türk gazetelerinde yoğun şekilde İlhan Koman ve eserinden bahsedilir. Eserini bembeyaz gören sanatçı bunu sorun etmez” şeklinde konuştu.

Heykelin neye benzediği konusunda açıklama yapan Uşaklı Ersan, “Heykel dört ton ağırlığında, her biri 12 milimetre kalınlığındaki 112 metal levhanın yan yana getirilmesiyle oluşturulan kollarını açmış bir kadın figürüdür. Uçucu bir hafiflik gösteren heykelde, kesintili sürekliliği dilimler arasındaki eşit boşluktaki hacimlerden ötürü hareketli bir görünüm sağlanmıştır. Heykeltıraş İlhan Koman’a göre burada “dalgalardan teşekkül eden, dalgaların meydana getirdiği ilahe, gözün yansıması, hareket eden bakışın sinetik yanılgısı” gösterilmiştir. Cepheden bakıldığında kadının yüzünde sert bir ifade vardır. Burada bir bakıma insanlardan gördüğü eziyet protesto edilmiştir. Farklı açılardan bakıldığında da gövde dalgalı bir şekle dönüşmektedir. Bir Anadolu kadını, heykelin önünden geçerken ‘kâğıttan bir kadın heykeli yapmışlar’ demiştir. O heykelin tonlarca demirden yapılmış olduğunu düşününce, İlhan Koman’ın maddeyi hafifletme çabasını nasıl gerçekleştirdiğini görürüz. Kimi yapıtları New York MoMA ve Stockholm Moderna Museet ile Paris’teki Musee d’Art Moderne de La Ville gibi yapılarda koruma altına alınmıştır. Yaşamının son yirmi yılını ailesiyle birlikte yaşadığı ve atölye olarak da kullandığı Hulda adlı teknesinde geçirdi. İlhan Koman 1986'da 65 yaşındayken İsveç'in başkenti Stokholm'de hayatını kaybetti. Kendisini saygıyla anıyoruz. Eserleriyle yaşıyor. Akdeniz Heykeli’nin yapım öyküsünün anlatımımda son okuduğum Ali H.Neyzi’nin “Lara Feneri III “kitabından faydalandım” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.