Türkiye’nin büyük bölümü, dünyanın en aktif deprem kuşaklarından biri olan Alp-Himalaya hattı üzerinde yer alıyor. Ülke topraklarının yaklaşık yüzde 92’sinin deprem tehlikesi altında olması, özellikle büyük şehirlerde riskin ne kadar ciddi olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Uzmanlara göre yaşanan büyük depremler aynı gerçeği tekrar ediyor: Can kayıplarına depremler değil, dayanıksız yapılar neden oluyor.
Son 25 yılda yaşanan 1999 Marmara Depremi, 2011 Van Depremi, 2020 Elazığ Depremi ve 2023 Kahramanmaraş Depremleri, afet yönetiminde en güçlü çözümün risk azaltma ve kentsel dönüşüm olduğunu net biçimde ortaya koydu.
İzmir İçin Kritik Uyarı: Zemin ve Yapı Birlikte Ele Alınmalı
Batuhan Tozburun, İzmir’in aktif fay hatlarıyla çevrili bir deprem havzasında yer aldığını belirterek, üç kritik unsura dikkat çekti: fay hatlarına yakınlık, yumuşak alüvyon zemin yapısı ve eski yapı stoğu.
Özellikle Bayraklı, Konak, Bornova, Karşıyaka ve Buca gibi merkez ilçelerde zemin özellikleriyle yapı yoğunluğunun birleşmesinin kırılganlığı artırdığını ifade eden Tozburun, 30 Ekim 2020’de yaşanan Samos Depremi’nin bu açıdan önemli bir uyarı olduğunu vurguladı.
Deprem sonrası teknik bulguların önemli gerçekleri ortaya koyduğunu belirten Tozburun; yerel zemin etkilerinin sarsıntıyı büyüttüğünü, 1980 öncesi yapıların daha fazla hasar aldığını ve aynı sokaktaki binaların farklı performans gösterdiğini söyledi. Bu durum, deprem güvenliğinin yalnızca bina kalitesiyle değil, zemin-yapı etkileşimiyle doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koydu.
Kentsel Dönüşüm Artık Bir Tercih Değil, Zorunluluk
Bilimsel verilerin İzmir için orta-yüksek seviyede deprem riski gösterdiğini belirten uzmanlar, kentsel dönüşümün artık bir imar konusu değil, doğrudan yaşam güvenliği meselesi olduğuna dikkat çekiyor.
Tozburun, İzmir’de mevcut yapı stoğunun yalnızca yüzde 10’unun dönüşüm kapsamına girdiğini ifade ederek, sürecin hızlandırılması gerektiğini söyledi. Vatandaşların bilinçlenmesi, yerel yönetimlerin ve merkezi idarenin daha kararlı adımlar atmasının hayati önem taşıdığı vurgulandı.
Zamanla Yarış: Doğru Zemin Mühendisliği Hayat Kurtarıyor
Depremi engellemenin mümkün olmadığını ancak kayıpların azaltılabileceğini belirten uzmanlar, doğru planlama ve zemin mühendisliğinin kritik rol oynadığını ifade ediyor. Özellikle ada bazlı dönüşümün hızlandırılması gerektiği, eski ve riskli yapıların gecikmeden yenilenmesinin şart olduğu dile getiriliyor.
Sektörde Yeni Model: Anahtar Teslim Zemin Mühendisliği
Tanyer Yapı Zemin Grubu’nun sektörde önemli bir noktaya ulaştığını belirten Batuhan Tozburun, yaklaşık 200 kişilik uzman ekip ve geniş makine parkıyla hizmet verdiklerini söyledi. Fore kazık, ankraj, jet grout, diyafram duvar gibi birçok uygulamayı aynı anda gerçekleştirebildiklerini ifade eden Tozburun, İstanbul ve İzmir’de yürütülen büyük projelerle sektörde büyümeye devam ettiklerini kaydetti. (Kaynak: AKC Tanıtım)