Son dönemde kamuoyuna yansıyan gelişmeler, ailelerin en temel kaygılarından birini yeniden öne çıkardı: Çocuklarımızı nasıl koruyacağız? Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan İstanbul Rumeli Üniversitesi Çocuk Bakımı ve Gençlik Hizmetleri Bölüm Başkanı Öğr. Gör. Elif Türel, çocuk güvenliğinin yalnızca fiziksel tedbirlerle sınırlı düşünülemeyeceğini, asıl koruyucu gücün aile içindeki duygusal iklimden geçtiğini belirtti.
Türel’e göre bir çocuğun kendini güvende hissettiği, duygularını rahatlıkla ifade edebildiği ve yargılanmadan dinlendiği bir aile ortamı, olası risklerin erken fark edilmesinde belirleyici rol oynuyor. Çocuk evde sağlıklı bir ilişki deneyimlediğinde yaşadığı olumsuzlukları saklama ihtiyacı duymuyor; aksine paylaşma eğilimi gösteriyor. Bu durum da aileyi çocuk için güvenli bir başvuru noktası haline getiriyor.
Aile içi iletişimin niteliğinin çocuk güvenliği açısından kritik olduğunu vurgulayan Türel, korku ya da ceza temelli yaklaşımların çocukları içine kapanmaya ittiğini ifade etti. Günlük sohbetlerin, ortak geçirilen zamanın ve çocuğun duygularının kabul edilmesinin, koruyucu bir zemin oluşturduğunu dile getirdi. Sağlıklı iletişim kurulan bir ortamda çocuk, karşılaştığı riskleri ailesiyle paylaşma konusunda daha açık davranıyor.
Çocuk güvenliğinin bir diğer boyutunun kişisel sınır bilinci olduğunu belirten Türel, özellikle erken çocukluk döneminde yaşa uygun bir dille beden bütünlüğü ve sınır kavramının anlatılması gerektiğini söyledi. Çocuğun bedeninin kendisine ait olduğunu bilmesi, istemediği durumlarda itiraz edebilmesi ve rahatsızlık hissettiğinde yardım isteyebileceğini öğrenmesi, uzun vadede güçlü bir koruma mekanizması oluşturuyor.
Dijital dünyanın da artık çocukların yaşam alanının bir parçası olduğunu hatırlatan Türel, yasaklayıcı değil rehberlik edici bir tutumun daha etkili sonuç verdiğini kaydetti. Ailelerin çocukların çevrim içi deneyimlerine eşlik etmesi, yaşa uygun içerik seçimine dikkat etmesi ve ekran süresini dengeli biçimde düzenlemesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca çocuklara kişisel bilgilerini paylaşmamaları ve tanımadıkları kişilerle iletişim kurmamaları konusunda bilinç kazandırılmasının önemine işaret etti.
Türel, çocuk güvenliğinin yalnızca kriz anlarında konuşulmaması gerektiğini belirterek, tutarlı ebeveynlik yaklaşımının ve güçlü aile bağlarının önleyici bir işlev gördüğünü dile getirdi. Çocuğun değer gördüğü ve desteklendiği bir ortamın hem bireysel hem de toplumsal açıdan güvenli bir gelecek inşa etmenin temel adımı olduğunu sözlerine ekledi.