Uzman Psikolog Mert Adil, kişinin kendisine koyduğu katı kuralların görünmez bir baskı oluşturduğunu belirterek, daha esnek düşünmenin ruh sağlığı açısından önemli olduğunu söyledi. Günlük yaşamın temposu, iş hayatı, aile sorumlulukları ve sosyal çevrenin beklentileri birçok kişide kaygı düzeyini artırabiliyor. Ancak Uzman Psikolog Mert Adil'e göre kaygının tek nedeni dış etkenler değil. Kişinin kendi iç dünyasında oluşturduğu katı kurallar da zamanla yoğun psikolojik baskıya dönüşebiliyor.
Adil, "İnsan bazen hayatın kendisinden değil, hayat karşısında nasıl olması gerektiğine dair kurduğu cümlelerden yorulur." sözleriyle, bireyin kendi kendisine yüklediği zorunlulukların fark edilmesi gerektiğine dikkat çekti.
"İstiyorum" ile "Yapmalıyım" arasında önemli fark var
Uzman Psikolog Mert Adil, bir hedefe sahip olmanın sağlıklı olduğunu ancak bu hedeflerin kişinin değerini belirleyen katı kurallara dönüşmesinin kaygıyı artırabileceğini ifade etti. "İşimi iyi yapmak istiyorum" düşüncesinin motive edici olabileceğini belirten Adil, "Hiç hata yapmamalıyım" düşüncesinin ise en küçük yanlışı bile kişisel bir başarısızlık olarak algılamaya neden olabileceğini söyledi. Adil, Benzer şekilde, "İnsanlarla iyi geçinmek istiyorum" ifadesi doğal bir tercih olarak değerlendirilirken, "Herkes beni sevmeli" düşüncesinin kişinin davranışlarını sürekli başkalarının onayına göre şekillendirmesine yol açabileceğini vurguladı.
Katı kurallar kaygıyı besleyebiliyor
Adil'e göre kişi kendisine ne kadar fazla zorunluluk yüklerse, başarısız olabileceğini düşündüğü alanların sayısı da o kadar artıyor. "Her zaman doğru karar vermeliyim" düşüncesi karar vermeyi zorlaştırabilirken, "Kimseyi üzmemeliyim" anlayışı kişinin istemediği durumlarda bile "hayır" diyememesine neden olabiliyor. Aynı şekilde "Her zaman güçlü görünmeliyim" düşüncesi de bireyin destek istemesini zorlaştırabiliyor.
Kusursuzluk arayışı ertelemeye neden olabiliyor
Kusursuz olma isteğinin çoğu zaman üretkenliği artırmadığını belirten Uzman Psikolog Mert Adil, tam tersine kişiyi harekete geçmekten alıkoyabileceğini söyledi. Hazırlanan bir metni defalarca kontrol etmek, karar vermeyi sürekli ertelemek ya da hiçbir zaman yeterince hazır hissedememek gibi davranışların altında hata yapma korkusunun bulunabileceğini ifade eden Adil, "Kusursuz zamanı arayanlar, fırsatı kaçıranlardır" değerlendirmesinde bulundu.
Çocukluk deneyimleri iç sese dönüşebiliyor
Uzman Psikolog Mert Adil, kişinin bugün kendisine koyduğu birçok kuralın geçmiş yaşantılarından beslenebileceğini belirtti. Çocukluk döneminde yalnızca başarılı olduğunda takdir gören bireylerin ilerleyen yıllarda "Değerli olmak için başarmalıyım" düşüncesini geliştirebildiğini ifade eden Adil, benzer şekilde duygularını göstermenin eleştirildiği ortamlarda büyüyen kişilerin de "Güçsüz görünmemeliyim" anlayışını benimseyebildiğini söyledi.
Sosyal medya beklentileri artırabiliyor
Sosyal medyanın da bireylerin kendileriyle ilgili beklentilerini etkileyebildiğini belirten Adil, insanların çoğunlukla hayatlarının en başarılı ve mutlu anlarını paylaştığını hatırlattı. Bu durumun gerçekçi olmayan karşılaştırmalara neden olabileceğini ifade eden Adil, kişinin zamanla kendi yaşamını sürekli başkalarının görünen hayatıyla kıyaslayarak "Ben de böyle olmalıyım" düşüncesine kapılabileceğini dile getirdi.
Daha esnek bir dil kaygıyı azaltabilir
Uzman Psikolog Mert Adil, katı kuralları tamamen reddetmek yerine kullanılan dili daha esnek hale getirmenin faydalı olabileceğini söyledi. Adil, "Hiç hata yapmamalıyım" yerine "İşimi iyi yapmak istiyorum ancak hata yapabilirim", "Herkes beni sevmeli" yerine "Sevilmek isterim ama bunu tamamen kontrol edemem" şeklindeki düşüncelerin kişinin üzerindeki baskıyı azaltabileceğini belirtti.
Adil, yoğun kaygının uzun süre devam etmesi ve uyku düzeni, iş yaşamı, sosyal ilişkiler ya da günlük işlevsellik üzerinde belirgin olumsuz etkiler oluşturması durumunda bir ruh sağlığı uzmanından destek alınmasının önem taşıdığını sözlerine ekledi.