Hakan Savaş tarafından gündeme taşınan çay–simit hesabı, Uşak’ta geçim sıkıntısının geldiği noktayı çarpıcı bir örnekle gözler önüne seriyor. En sade tüketim kalemleri üzerinden yapılan bu hesap, dar gelirli ve emekli ailelerin günlük hayatında yaşadığı baskıyı somutlaştırıyor. Kent merkezinde bir bardak çayın 15, bir simidin 15 liraya satılması, kişi başı en temel öğün maliyetini 30 liraya çıkarıyor. Üç çocuklu bir ailede anne ve babayla birlikte beş kişilik bu sade sofra, tek öğünde 150 lirayı buluyor. Günlük üç öğün üzerinden bakıldığında rakam 450 liraya, ay sonunda ise 13 bin 500 liraya ulaşıyor.
Uşak’ta yaşayan emekliler, yaklaşık 17 bin liralık aylık gelirle yalnızca temel beslenme ihtiyacını karşılamakta dahi zorlandıklarını dile getiriyor. Ortaya çıkan tablo, mutfak harcamalarının maaşın büyük bölümünü erittiğini, geriye başka giderler için neredeyse pay kalmadığını gösteriyor. Vatandaşların en çok dikkat çektiği nokta ise bu hesaplamanın yalnızca yiyecek masrafını kapsaması. Kira, elektrik, su, doğalgaz ve çocukların okul giderleri gibi zorunlu harcamalar eklendiğinde, sabit gelirli aileler için tablo daha da ağırlaşıyor. Emekliler, gelirlerin yerinde saydığı bir ortamda giderlerin sürekli arttığını vurguluyor.
Sokaktaki Matematik Konuşuyor
Çay ve simit üzerinden yapılan bu basit matematik, aslında Uşak’taki binlerce hanenin ortak duygusunu yansıtıyor. Vatandaşlar, alım gücündeki erimenin artık istatistiklerden çok, günlük hayatın içindeki küçük ama anlamlı örneklerle daha net hissedildiğini ifade ediyor. Artan yaşam maliyeti, Uşak’ta yalnızca rakamlarda değil; çay ocaklarında, simit tezgâhlarında ve evlerin mutfaklarında her gün yeniden kendini hissettirmeye devam ediyor.