(ÖZEL HABER) - Uşaklı araştırmacı ve belgeselci Alp Arslan Dur, internet haber sitemize yaptığı açıklamada, 19. yüzyılda Anadolu’yu gezen Fransız subayı General Antoine Gallier’in notlarında yer alan ve yıllardır anlamlandırılamayan taş işaretlerine dair dikkat çeken bir tespit paylaştı. Şükraniye köyünde bulunan tarihi bir çeşmede görülen ve Gallier’in “harf” olarak tarif ettiği şekillerin aslında bir anlatı kompozisyonu olabileceğini ifade eden Dur, taşın sıradan bir işaret taşımadığını söyledi.
Fransız subay Gallier, seyahat notlarında Şükraniye köyünde bir çeşmenin başında durduğunu ve mermer üzerinde birtakım harfler gördüğünü yazar. Alt bölümde “A” ile “π” arasında “M” benzeri bir işaret, üst kısımda iki ünlü harf, yanlarda ise “O”, “P” ve “E” harflerini seçebildiğini belirtir. Ancak bu işaretleri okuyamadığını da not düşer.
Bu satırları okuduktan sonra Şükraniye köyüne gittiğini belirten Alp Arslan Dur, köy sakini Ömer Kahya ile birlikte eski çeşmeleri incelediklerini ve Aşa Çeşme’de Gallier’in sözünü ettiği taşı tespit ettiklerini aktardı. Yaklaşık 150 yıl önce tarif edilen şekillerin hala aynı şekilde görülebildiğini belirten Dur, ortada çarpışmayı andıran çapraz çizgiler, sağ tarafta güneşi çağrıştıran bir daire ve sol bölümde paralel hatların yer aldığını ifade etti.
Dur’a göre bu şekiller klasik anlamda bir alfabe dizilimi değil. Türk runik karakter mantığıyla değerlendirildiğinde ise sembollerin bir ses ya da kelime üretmekten ziyade bir sahneyi tasvir ettiğini dile getirdi. Ona göre taş üzerindeki kompozisyon bir cümle değil; bir akını, bir mücadeleyi, bir zaferi ve aynı zamanda bir kaybı anlatan sembolik bir anlatı olabilir.
1071 Malazgirt Meydan Muharebesi’nin ardından Anadolu’nun kapılarının Türklere açıldığını hatırlatan Dur, 1070’li yılların sonlarından itibaren Uşak hattının bir uç bölgesi haline geldiğini, 13. yüzyılda ise I. Alaeddin Keykubat döneminde bu toprakların kalıcı olarak Selçuklu hakimiyetine girdiğini vurguladı. Bu bağlamda söz konusu taşın, erken dönem akın ruhuna ait bir nişane olabileceğini değerlendirdi.
General Gallier’in harf olarak gördüğü şekillere farklı bir gözle baktığını söyleyen Dur, “Belki bu bir yazı değil; ancak rastgele bir çizik de değil” ifadelerini kullandı. Şükraniye’deki çeşme taşı, bugün hem yerel tarih araştırmacılarının hem de kültürel miras meraklılarının dikkatini çekmiş durumda. Uşak’ın kırsalında sessizce duran bu taşın, Anadolu’nun erken dönem hafızasına dair yeni ipuçları barındırıp barındırmadığı ise yapılacak akademik incelemelerle netlik kazanacak.
(Fotoğraf: Alp Arslan Dur)