Manşet

UŞAKLI TİRİTOĞLU PERVASIZ MEHMET PAŞANIN HİKAYESİ

İlimizde yaşamış ailelerin nasıl ve nerden geldiği şehrimize kazandırdığı eserler neler Tiritoğlu ailesini tanıyalım.. Uşak’ın varlıklı ve köklü ailelerinden biri olan Tiritoğlu ailesi, Afyon’un, Sandıklı ilçesi Kavaklı köyünden Uşak’a gelen, evlenerek buraya yerleşen ve hocalık yapmakta olan bir kişiden gelmektedir.

Hoca efendi, ince yapılı bir insan olması nedeniyle zamanla kendisine “tirit imam” denilmiş ve kendisinden sonra gelen aile bireyleri de bu isimle anılır hale gelmişlerdir.
Tirit imamın Uşak’a yerleşmesine vesile olan evliliği neticesinde, Osman adında bir oğlu olmuştur. Manifaturacılıkla uğraşan Osman efendinin, dünyaya gelen dört oğlundan ilki olan Mehmet bey (Doğum tarihi 1860 olarak tahmin edilmektedir Uşaklı Fatma hanım ile evlenmiştir)(diğerleri Hamit, İlyas, Osman), Alâettin Tiritoğlunun babasıdır. Halıcılık, palamutçuluk ve âşâr iltizamlığı ile uğraşan Mehmet bey, döneminde yörede yardımseverliği ile tanınan bir kişidir. Mehmet beyin, şehre su getirerek çeşmeler yaptırması, muhtaçlara el uzatarak eğitime katkıda bulunması, yardımsever bazı davranışları arasında yer alır; ayrıca Mehmet bey, Hacı Remzi Mektebi’ne ekonomik olarak yardım etmiş, bu okulun kız-erkek karışık eğitim yapma girişimini de desteklemiş, bizzat kendi kızlarını bu okula kayıt ettirerek devrin taassubuna karşı koymuştur. Yardımseverliği dışında, yeniliklere açık diyebileceğimiz, ince bir zevk sahibi olan Tiritoğlu Mehmet bey, kış aylarında da çiçek yetiştirebilmek amacıyla, İzmir’den getirilen özel bir çiçek uzmanı sayesinde, Uşaklıların belki de ilk defa gördükleri, yüzlerce çiçek çeşidinden oluşan ve bahçesi olarak nitelendirebileceğimiz camlarla çevrili bir bahçe yaptırmıştı,
Mehmet bey, 1890’da paşa unvanı almıştır. Uşak nüfus kütüğünde kaydedildiği şekliyle, “Tiritzâde seâdetlû Mehmet Paşa”nın, paşalığı alışı yerel basın ve anlatılanlara göre şöyledir: Anadolu’da 1890 yılında geniş bir kuraklık baş göstermiş ve şüphesiz Uşak’ta bu kuraklıktan etkilenmiştir. Bu sıkıntılı günlerde Konya’dan padişah emriyle İzmir’e zahire götüren deve kervanı, Uşak’a gelerek mola vermiştir. Bir tarafta aç insanlar öte tarafta buğday çuvalları... Her şeyi göze alan Mehmet bey, bu durumda buğdaylara el koyarak halka dağıtmıştır. Mehmet beyin bu tutumu, devlete isyan telakki edilmiş ve eşkıya olduğu düşüncesiyle, hakkında vur emri çıkartılarak aranmaya başlanmıştır. Her tarafta aranmakta olan Mehmet bey, ne olursa olsun durumu devletin yetkili makamlarına anlatmaya karar vermiş ve Bursa’ya Vali Mahmut Celalettin paşaya giderek, olayın iç yüzünü anlatmakla birlikte; ayrıca kendisinin 93 Harbi’ne(1877-1878) Uşak’tan katılan 250 kişilik gönüllü kuvvette yer aldığını, Şıpka Savaşı’ndaki yararlılığından dolayı Süleyman paşanın taltifine mahzar olduğunu, bu nedenle kendisinin eşkıya olamayacağını anlatmıştır. Vali kendiliğinden gelip teslim olan bu şahsın, eşkıya olmadığına kanaat getirerek gerekli irtibattan sonra kendisini İstanbul’a sevk etmiştir. Padişah huzuruna kabul edilen Mehmet bey, burada Uşak halkının açlığını, ızdıraplarını, sefaletini saray teşrifatlarından uzak yerel bir üslup ile yalın bir şekilde padişaha anlatmış, Padişah da “- Bu adam dürüst ve pervasız bir adamdır. Bundan sonra adına. Pervasız Mehmet Paşa” deyiniz şeklinde buyruk vermiştir. Böylece Mehmet bey, Mehmet paşa olmuş ve fermanı “Pervasız Mehmet Paşa” olarak yazılmıştır.( Bkz. Haşim Tümer; Uşak Tarihi, İstanbul 1971, s. 284-286.)
Paşa şimdilerde Hasan Hilmi İlkokulu olan binayı 1892 de yaptırmıştır
Uşakta çok görkemli bir bina olan Paşa Han Tiritoğlu Mehmet Paşa tarafından Fransız bir mimara yaptırılmıştır. Yapım tarihi R.1314 M.1898 dir.
Han iki katlıdır, kesme taştan yapılmıştır. Alt katta yola bakan dükkânlar vardır.Bu dükkânlar yuvarlak kemerler içerisine alınmıştır. Üst katta da 30'a yakın oda bulunmaktadır.. Türkiye’de Marsilya kiremiti olarak adlandırılan kiremit sisteminin uygulandığı ilk binadır.
Mehmet Tiritoğlu Paşa, İzmir yolculuğu sırasında kolera salgınına yakalanarak Ağustos 1911’de hayatını kaybetmiştir.

Kaynak: Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi S 44, Güz 2009, s. 649-671