Türkiye’de VPN hizmetlerine yönelik kapsamlı bir yasal düzenleme hazırlığı hız kazandı. İfade Özgürlüğü Derneği (iFOD) tarafından paylaşılan bilgilere göre, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu kapsamında yapılması planlanan değişikliklerle VPN hizmetleri ilk kez doğrudan hukuki çerçeveye alınacak. Hazırlanan taslakta, internet trafiğini gizlilik ve güvenlik amacıyla şifreleyerek ileten sistemler “sanal ağ hizmeti” olarak tanımlanırken, bu hizmetleri sunan kişi ve kuruluşlar da “sanal ağ hizmet sağlayıcı” statüsüne dahil edilecek. Böylece VPN’ler teknik bir araç olmaktan çıkarılıp doğrudan düzenlenen bir sektör haline getirilecek.
Yeni düzenleme kapsamında VPN sağlayıcılarının Türkiye’de faaliyet gösterebilmesi için yerel bir şirket kurması veya yetkili bir temsilci bulundurması gerekecek. Ayrıca tüm sağlayıcıların Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından yetkilendirilmesi zorunlu olacak. Yetkilendirme almadan hizmet sunan ya da belirlenen kurallara uymayan VPN sağlayıcılarına ciddi yaptırımlar öngörülüyor. Buna göre ihlal durumunda 1 milyon TL ile 30 milyon TL arasında idari para cezası uygulanabilecek. Kurallara uyulmaması halinde ise yaptırımlar bununla sınırlı kalmayacak. BTK’nın bildirimine rağmen yükümlülüklerin altı ay içinde yerine getirilmemesi durumunda bant genişliğinin yüzde 95’e kadar daraltılması veya ilgili uygulama ve sitelere erişim engeli getirilmesi gündeme gelebilecek.
Öte yandan uzmanlar, VPN hizmetlerinin yalnızca bireysel erişim aracı olmadığını, bankacılık sistemlerinden kurumsal veri güvenliğine kadar birçok alanda kritik rol oynadığını vurguluyor. Gazeteciler, araştırmacılar ve çeşitli kurumlar tarafından güvenli iletişim için kullanılan bu teknolojilere yönelik olası kısıtlamaların, ifade özgürlüğü ve dijital güvenlik açısından yeni tartışmaları beraberinde getirmesi bekleniyor. Teknik açıdan VPN kullanımının tamamen engellenmesinin zor olduğuna dikkat çeken değerlendirmelerde, katı yasakların kullanıcıları daha kontrolsüz ve denetimi güç alanlara yönlendirebileceği uyarısı da yapılıyor. Bu nedenle düzenlemenin hem güvenlik hem de özgürlük dengesi gözetilerek şekillendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. (Kaynak: Donanımhaber)