<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Uşak Haber Gazetesi</title>
    <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/rss/yasam" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 03 Sep 2026 12:55:38 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/rss/yasam"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Okullar Açılırken Trafikte Yoğunluk Artacak! Sürücülere Önemli Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/okullar-acilirken-trafikte-yogunluk-artacak-suruculere-onemli-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/okullar-acilirken-trafikte-yogunluk-artacak-suruculere-onemli-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla öğrenciler ve okul servisleri yeniden yollara çıkacak. Özellikle sabah ve okul çıkış saatlerinde artması beklenen trafik yoğunluğu öncesinde sürücülere okul çevrelerinde hızlarını düşürmeleri, yaya geçitlerinde dikkatli olmaları ve duran servis araçlarının çevresinde kontrollü hareket etmeleri çağrısı yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Okulların açılmasıyla birlikte yaz döneminde nispeten sakin olan yollar yeniden hareketlenecek. Öğrenci servislerinin trafiğe çıkması, velilerin çocuklarını özel araçlarıyla okula götürmesi ve okul çevrelerindeki yaya yoğunluğu özellikle sabah ve öğleden sonra saatlerinde trafik akışını artıracak. Lastik üreticisi Continental de okula dönüş dönemi öncesinde sürücülere trafik güvenliğine ilişkin hatırlatmalarda bulundu. Yapılan uyarılarda okul çevrelerindeki hız kontrolünden yaya geçitlerine, servis araçlarından sonbahar öncesi lastik bakımına kadar birçok noktaya dikkat çekildi.</p>

<h2><strong>Okul çevrelerinde hızınızı düşürün</strong></h2>

<p>Yeni eğitim döneminin başlamasıyla sürücülerin en fazla dikkat etmesi gereken bölgelerin başında okul çevreleri geliyor. Öğrencilerin okula giriş ve çıkış yaptığı saatlerde servis araçları, özel otomobiller ve yayalar aynı noktalarda yoğunlaşabiliyor. Özellikle küçük yaştaki çocukların beklenmedik şekilde yola çıkabileceği göz önünde bulundurulduğunda, sürücülerin okul bölgelerinde hızlarını düşürmeleri büyük önem taşıyor. Continental, sürücülere okul çevreleri ve yerleşim alanlarında belirlenen hız sınırlarına uymalarını, yaya geçitlerine yaklaşırken kontrollü hareket etmelerini ve geçiş hakkını öğrencilere vermelerini öneriyor.</p>

<h2><strong>Duran okul servislerinin çevresine dikkat</strong></h2>

<p>Trafikte dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise okul servisleri. Öğrencilerin araca binmesi veya araçtan inmesi sırasında servislerin çevresindeki hareketlilik artıyor. Duran bir okul servisine yaklaşan sürücülerin hızlarını azaltmaları ve aracın önünden ya da arkasından bir öğrencinin yola çıkabileceğini hesaba katmaları gerekiyor. Özellikle okul giriş ve çıkış saatlerinde birkaç saniyelik dikkatsizlik ciddi sonuçlara yol açabileceğinden, servislerin bulunduğu bölgelerde takip mesafesinin korunması ve aceleci manevralardan kaçınılması önem taşıyor.</p>

<h2><strong>Yaya geçitlerinde çocuklara öncelik</strong></h2>

<p>Okula yürüyerek giden öğrenciler açısından yaya geçitleri trafik güvenliğinin en önemli noktalarından biri. Okul çevrelerinde park edilen araçların görüş mesafesini azaltması, sürücünün yol kenarında bekleyen veya karşıdan karşıya geçmeye hazırlanan öğrencileri geç fark etmesine neden olabiliyor. Bu nedenle yaya geçitlerine yaklaşırken yalnızca geçitte bulunan kişilere değil, yol kenarında bekleyen öğrencilere de dikkat edilmesi gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Sonbahar öncesi lastik kontrolünü ihmal etmeyin</strong></h2>

<p>Okulların açıldığı dönem aynı zamanda hava ve yol koşullarının değişmeye başladığı sonbahar aylarına denk geliyor. Continental, yağışların artmasıyla birlikte lastiklerin yol tutuş performansının daha fazla önem kazandığına dikkat çekiyor. Sürücülerin özellikle lastiklerin diş derinliğini ve hava basıncını düzenli olarak kontrol etmeleri öneriliyor. Aşınmış veya doğru basınca sahip olmayan lastikler, özellikle yağmur nedeniyle ıslanan yollarda aracın yol tutuşunu ve fren performansını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle yeni eğitim dönemi öncesinde yalnızca okul servislerinin değil, günlük olarak kullanılan özel araçların da lastik ve genel bakım kontrollerinin yapılması trafik güvenliği açısından önem taşıyor.</p>

<h2><strong>Okulların ilk günlerinde trafik daha yoğun olabilir</strong></h2>

<p>Eğitim öğretim döneminin başlamasıyla trafik düzeninin yeniden değişmesi bekleniyor. Yaz aylarında kullanılmayan okul servisi güzergâhları yeniden devreye girerken, okul önlerinde araç ve yaya hareketliliği artacak. Özellikle ilk günlerde öğrencilerin ve velilerin yeni okul ve servis düzenine alışma süreci de trafik yoğunluğunu artırabilir. Bu nedenle sürücülerin yola çıkış saatlerini planlamaları ve okul bölgelerinden geçerken gecikme ihtimalini göz önünde bulundurmaları gerekiyor. Okula dönüş döneminde trafik güvenliğinin sağlanmasında sürücülere önemli sorumluluk düşüyor. Hızın düşürülmesi, yaya geçitlerinde öğrencilere öncelik verilmesi, servis araçlarının çevresinde kontrollü hareket edilmesi ve aracın yol koşullarına hazır tutulması alınabilecek temel önlemler arasında bulunuyor. (Kaynak: Continental)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/okullar-acilirken-trafikte-yogunluk-artacak-suruculere-onemli-uyarilar</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/09/001-134.jpg" type="image/jpeg" length="49091"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Balıkçılar Sezona Hamsi Bereketiyle Başladı: 2 Saatte 300 Kasa]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/balikcilar-sezona-hamsi-bereketiyle-basladi-2-saatte-300-kasa</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/balikcilar-sezona-hamsi-bereketiyle-basladi-2-saatte-300-kasa" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizlerde yaklaşık 5 ay süren av yasağının sona ermesiyle tekneler yeniden denize açıldı. Ege'de sezonun ilk gecesinde ağları dolduran hamsi balıkçıların yüzünü güldürdü. İzmir'den denize açılan bir tekne yaklaşık iki saatlik avda 300 kasa hamsiyle kıyıya döndü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Denizlerde 15 Nisan'da başlayan av yasağının sona ermesiyle balıkçılar “Vira Bismillah” diyerek yeni av sezonunu açtı. Ege Denizi'ne çıkan tekneler ilk gecenin ardından limanlara dönmeye başlarken sezonun ilk sürprizi hamsiden geldi. Balıkçıların ağlarına en fazla hamsi takıldı. Gece boyunca denizde kalan ekiplerin avladığı balıklar kıyıya çıkarıldıktan sonra satış ve sevkiyat için hazırlanırken, Ege'den çıkan balıkların farklı kentlere gönderileceği belirtildi.</p>

<p><strong>Saat 04.00'te Buldular, İki Saatte 300 Kasa Avladılar</strong></p>

<p>Sezonun ilk gecesinin dikkat çeken avlarından biri İzmir'in Güzelbahçe ilçesinden denize açılan “Emre Reis” isimli teknede gerçekleşti. 22 kişilik ekiple denize açılan teknenin kaptanı Emre Uzun, gecenin ilk bölümünde uzun süre balık bulamadıklarını ancak saat 04.00 sıralarında hamsi sürüsüne rastladıklarını söyledi. Uzun, yaklaşık iki saat içerisinde <strong>300 kasa hamsi</strong> avladıklarını belirtti. Sezonun ilk günündeki hamsi bolluğu balıkçıları sevindirse de önümüzdeki döneme ilişkin tablo için henüz erken olduğu ifade edildi. Balıkçılar, denizdeki av miktarının gelecek günlerde daha net görülebileceğini belirtiyor.</p>

<p><strong>Aylar Sonra Yeniden Denizdeler</strong></p>

<p>Balıkçılar için yeni sezon aynı zamanda yaklaşık 5 aylık bekleyişin de sona ermesi anlamına geliyor. 15 Nisan'dan itibaren uygulanan av yasağı döneminde tekneler ve ağlar yeni sezona hazırlanırken, yasağın kalkmasıyla ticari balıkçılık yeniden hareketlendi. Sezon boyunca hava ve deniz koşullarına göre gecelerini açık denizde geçirecek balıkçılar, avladıkları ürünleri sabah saatlerinden itibaren kıyıya ulaştıracak. İlk gecede ağları dolduran hamsinin ardından balıkçılar şimdi palamut, sardalya ve diğer türlerde sezonun nasıl geçeceğini takip edecek. (Kaynak: AA)<br />
<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/balikcilar-sezona-hamsi-bereketiyle-basladi-2-saatte-300-kasa</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/09/balikcilar-sezona-hamsi-bereketiyle-basladi-2-saatte-300-kasa.jpg" type="image/jpeg" length="18949"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk Halısına Farklı Dokunuş! Sultanlar ve Tarihi İsimlerin Portrelerinin Yer Aldığı Halılar Dünyaya Ulaşıyor]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/turk-halisina-farkli-dokunus-sultanlar-ve-tarihi-isimlerin-portrelerinin-yer-aldigi-halilar-dunyaya-ulasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/turk-halisina-farkli-dokunus-sultanlar-ve-tarihi-isimlerin-portrelerinin-yer-aldigi-halilar-dunyaya-ulasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilgisayar mühendisi Gizem Aytaç, geleneksel halı motiflerini portre sanatıyla buluşturuyor. Tarihi şahsiyetlerden kadın sultanlara, Anadolu parsından at figürlerine kadar birçok çalışmayı halıların üzerine işleyen Aytaç'ın eserleri Almanya, Hollanda, Suudi Arabistan, Senegal ve ABD'ye kadar ulaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk yıllarında babasının yaptığı resimlerden etkilenerek çizime başlayan 35 yaşındaki bilgisayar mühendisi Gizem Aytaç, yıllar sonra resim tutkusunu alışılmışın dışında bir yüzeye taşıdı. Kağıt ve tuval yerine halıları kullanmaya başlayan Aytaç, geleneksel motiflerle portreleri aynı eserde bir araya getiriyor. Elazığ'da bir kurumda bilgisayar mühendisi olarak çalışan Aytaç, mesaisinin ardından akşamları ve hafta sonlarında resim çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<p><strong>Çocukluk tutkusu salgın döneminde yeniden başladı</strong></p>

<p>Aytaç'ın resme ilgisinin temelinde, çocukluk yıllarında babasının yaptığı çizimler bulunuyor. Küçük yaşlarda defterlerine özellikle kız çocuğu resimleri çizen Aytaç, Fırat Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'ndeki eğitimi sırasında resme bir süre ara verdi. Resimle yeniden buluşması ise salgın dönemindeki esnek çalışma sürecinde oldu. Kara kalem ve yağlı boya çalışmalarına ağırlık veren Aytaç'ın özellikle portreleri sosyal medyada ilgi görmeye başladı.</p>

<p><strong>Dönüm noktası halı üzerine yaptığı ilk portre oldu</strong></p>

<p>Aytaç'ın sanatında asıl değişim, bir halı firmasından aldığı teklifin ardından yaşandı. Portrelerini halı yüzeyine çizmesi istenen Aytaç, başlangıçta alışık olmadığı bu malzeme konusunda tereddüt yaşadı. İlk çalışmanın ardından ortaya çıkan görüntü ise sanat anlayışını değiştirdi. Geleneksel halı motifleriyle modern portre sanatının aynı yüzeyde buluşmasından etkilendiğini belirten Aytaç, halının geçmişle kurulan bağı temsil ettiğini söyledi. Aytaç, ilk çalışmasını gördüğü anı, “Hem motiflerin hem de resmin dengeli şekilde oluşturduğu görüntü beni çok fazla cezbetti, eskiye götürdü.” sözleriyle anlattı.</p>

<p><img alt="Halı1-3" class="detail-photo img-fluid" height="824" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/hali1-3.jpg" width="1164" /><strong>Önce bilgisayarda tasarlıyor, sonra halıya aktarıyor</strong></p>

<p>Bilgisayar mühendisliği ile sanat, Aytaç'ın eserlerinin hazırlık aşamasında da bir araya geliyor. Aytaç önce işleyeceği temayı belirliyor ve buna uygun halıyı seçiyor. Ardından çalışmanın halı üzerinde nasıl görüneceğini dijital ortamda simüle ediyor. Tasarıma son şeklini verdikten sonra kömür veya akrilik boyayla halının üzerine taslak çıkarıyor. Eserin boyama aşamasında ise akrilik ve yağlı boya kullanıyor.</p>

<p>Bir portre çalışmasının tamamlanması yaklaşık 8 ila 10 gün sürüyor. Daha kapsamlı temalarda bu süre uzayabiliyor. Aytaç bugüne kadar 4 metrekare büyüklüğündeki halılara resim yaptı. Sanatçı, çalışmalarını 6 metrekarelik halılara da taşımayı planlıyor.</p>

<p><strong>Sultanlardan Anadolu parsına kadar farklı temalar</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Halıların üzerine yalnızca insan portreleri yapılmıyor. Aytaç'ın çalışmalarında tarihi şahsiyetler, kadın sultanlar ve tanınmış isimlerin yanı sıra Anadolu parsı, at figürleri ve çeşitli manzaralar da yer alıyor. Kadife halıları daha sık kullanan Aytaç; bambu, akrilik ve ipek halılar üzerinde de çalışmalar gerçekleştiriyor.</p>

<p><strong>Halı üzerine yaptığı eserler 5 ülkeye ulaştı</strong></p>

<p>Sosyal medyada paylaşılan eserlerin gördüğü ilgi Türkiye sınırlarını da aştı. Aytaç'ın halı üzerine yaptığı çalışmalar bugüne kadar Almanya, Hollanda, Suudi Arabistan, Senegal ve ABD'deki sanatseverlere ulaştı. Geleneksel halı motiflerini çağdaş portrelerle bir araya getiren Aytaç için ortaya çıkan eserlerin bir başka anlamı daha var. Tamamladığı çalışmaların kendisine geçmişi ve kökleriyle yeniden bağ kurduğu hissini verdiğini belirten Aytaç, halıyı yalnızca üzerine resim yapılan bir yüzey değil, geçmişle modern sanat arasında bağ kuran bir malzeme olarak görüyor. (AA)</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/turk-halisina-farkli-dokunus-sultanlar-ve-tarihi-isimlerin-portrelerinin-yer-aldigi-halilar-dunyaya-ulasiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 07:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/hali2-3.jpg" type="image/jpeg" length="87608"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüksek Site Aidatlarının Arkasında Ne Var? Gider Kalemlerine Dikkat]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/yuksek-site-aidatlarinin-arkasinda-ne-var-gider-kalemlerine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/yuksek-site-aidatlarinin-arkasinda-ne-var-gider-kalemlerine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Site aidatlarındaki artış, ortak yaşam alanlarında en fazla tartışılan konulardan biri haline geldi. Güvenlik, temizlik, personel, enerji ve teknik bakım gibi giderler bütçeyi büyütürken, tesis yönetimi alanında çalışan Yelda Bubik, asıl meselenin aidatın miktarından çok giderlerin ne kadar doğru ve verimli yönetildiği olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de özellikle geniş ortak alanlara ve çok sayıda konuta sahip sitelerde aylık işletme giderleri önemli rakamlara ulaşabiliyor. Güvenlikten temizliğe, teknik hizmetlerden enerji kullanımına kadar birçok harcama kalemi de doğrudan site bütçesine yansıyor. Bu durum aidatların neden yükseldiği sorusunu beraberinde getirirken, Yönetsen Tesis Yönetimi yöneticisi Yelda Bubik, yüksek aidat tartışmalarının yalnızca aylık ödeme miktarı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Bubik’e göre öncelikle sitenin hangi hizmetlere gerçekten ihtiyaç duyduğu belirlenmeli, ardından bu hizmetlerin hangi maliyetlerle sağlandığı incelenmeli.</p>

<p><strong>En önemli giderlerden biri personel</strong></p>

<p>Site bütçesinde önemli paya sahip kalemlerin başında personel giderleri geliyor. Güvenlik, temizlik ve teknik hizmetlerin devamlılığı için oluşturulan kadrolar, özellikle büyük sitelerde toplam maliyet üzerinde etkili oluyor. Ancak Bubik, çözümün doğrudan çalışan sayısını azaltmak olmadığını düşünüyor. Bunun yerine sitenin büyüklüğüne ve ihtiyaçlarına uygun bir kadro oluşturulması ve çalışma düzeninin doğru planlanması gerektiğini belirtiyor. Bubik, “Her sitenin ihtiyacı farklı. Önemli olan, gerçekten ihtiyaç duyulan hizmeti doğru personel ve doğru planlamayla sunabilmek” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>Aidatı yalnızca personel belirlemiyor</strong></p>

<p>Aylık giderlerin oluşmasında personelin yanı sıra enerji tüketimi, bakım anlaşmaları, teknik servis, temizlik malzemeleri, peyzaj ve diğer işletme harcamaları da rol oynuyor. Bu nedenle giderlerde meydana gelen her artışın doğrudan aidata yansıtılması yerine bütçenin bütünüyle incelenmesi gerektiğini belirten Bubik, maliyetlerin hangi noktalarda azaltılabileceğinin araştırılmasına dikkat çekti. Aynı hizmetin daha verimli koşullarda sağlanıp sağlanamayacağının değerlendirilmesinin önem taşıdığını ifade eden Bubik, profesyonel yönetimde temel yaklaşımın yalnızca bütçeyi oluşturmak değil, harcamaların gerekliliğini ve verimliliğini de sorgulamak olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Aidat ödeyenler hangi bilgilere bakmalı?</strong></p>

<p>Site sakinleri açısından da aylık aidat rakamının ötesinde incelenmesi gereken noktalar bulunuyor. Bubik, bu konuda toplam bütçe, başlıca gider kalemleri ve yapılan harcamalar karşılığında sunulan hizmetleri öne çıkarıyor. Site sakinlerinin ödedikleri aidatın nerelerde kullanıldığını ve bunun karşılığında hangi hizmetleri aldıklarını görebilmesinin önemli olduğunu belirten Bubik, anlaşılır bir bütçe yapısının yönetim ile sakinler arasındaki güven açısından da önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p><strong>Beklenti artık sadece sorunların çözülmesi değil</strong></p>

<p>Site yönetimlerinden beklentilerin zaman içerisinde değiştiğine de işaret eden Bubik, vatandaşların hızlı hizmetin yanında planlı çalışma ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı da beklediğini söyledi. Bu nedenle personel yönetiminden teknik bakıma, temizlikten ortak alanların işletilmesine kadar farklı hizmetlerin aynı bütçe içerisinde dengeli şekilde planlanması gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Aidatların düşürülmesi için hizmetlerin azaltılmasının tek çözüm olmadığını belirten Bubik, maliyetlerin daha etkin yönetilmesine dikkat çekerek yaklaşımını şu sözlerle özetledi:</p>

<p>“Vatandaş daha düşük aidat istiyor. Bunun yolu hizmetten kısmak değil, doğru yönetimden geçiyor.” (Kaynak: Basın Ajansı)</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/yuksek-site-aidatlarinin-arkasinda-ne-var-gider-kalemlerine-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 07:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/yelda-bubik.jpeg" type="image/jpeg" length="40036"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Başarının Sırrı Sadece Zeka Değilmiş! 304 Öğrencilik Araştırmadan Dikkat Çeken Sonuç]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/basarinin-sirri-sadece-zeka-degilmis-304-ogrencilik-arastirmadan-dikkat-ceken-sonuc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/basarinin-sirri-sadece-zeka-degilmis-304-ogrencilik-arastirmadan-dikkat-ceken-sonuc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gençlerin akademik başarısında zekanın tek belirleyici olmadığına ilişkin araştırmalar dikkat çekiyor. 2005 yılında sekizinci sınıf öğrencileriyle yapılan çalışma, öz-disiplinin notlar ve çeşitli akademik sonuçları öngörmede IQ’dan daha güçlü bir gösterge olabildiğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nefa Gençlik ve Ticaret Platformu Kurucusu Mehmet Konuralp Yılmaz da gençlerin yeteneklerinin düzenli çalışma, sabır ve istikrarla desteklenmesi gerektiğini söyledi. Eğitimde başarı denildiğinde ilk akla gelen unsurlardan biri zeka olsa da bilimsel çalışmalar, öz-disiplin ve uzun vadeli hedefler doğrultusunda istikrarlı çalışmanın da akademik sonuçlarla güçlü bir ilişkiye sahip olduğunu gösteriyor. Angela Duckworth ve Martin Seligman tarafından gerçekleştirilen ve 2005 yılında Psychological Science dergisinde yayımlanan araştırmada iki ayrı örneklemde 140 ve 164 olmak üzere toplam 304 sekizinci sınıf öğrencisi incelendi.</p>

<p><strong>Öz disiplin birçok akademik sonuçla bağlantılı çıktı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmada öğrencilerin öz-disiplin düzeyleri ile final notları, okula devam, standart başarı testleri ve seçici lise programlarına kabul gibi sonuçlar arasındaki ilişki incelendi. İkinci öğrenci grubunda IQ ölçümü de araştırmaya dahil edildi. Bulgulara göre öz-disiplin; final notları, liseye seçilme, okula devam ve ödev için ayrılan süre gibi çeşitli göstergelerde IQ’nun açıkladığının iki katından fazla varyans açıkladı. Öz-disiplin ile final notları arasındaki ilişki, önceki notlar, başarı testi sonuçları ve ölçülen IQ hesaba katıldığında da devam etti.</p>

<p>Bu sonuç, IQ’nun akademik başarı açısından önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Araştırmanın ortaya koyduğu nokta, incelenen öğrenci grubunda öz-disiplinin bazı akademik sonuçları öngörmede IQ’dan daha güçlü bir gösterge olması.</p>

<p><strong>Zeka başlangıç noktası olabilir</strong></p>

<p>Araştırma sonuçlarını değerlendiren Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı ve Nefa Gençlik ve Ticaret Platformu Kurucusu Mehmet Konuralp Yılmaz, gençlerin sahip oldukları yeteneğin ancak düzenli çalışmayla sonuç verebileceğini belirtti.</p>

<p>Yılmaz, “Zeka, kişinin bir konuyu hızlı kavramasını veya problem karşısında farklı çözümler üretebilmesini sağlayabilir. Ancak sahip olunan potansiyelin başarıya dönüşmesi için o potansiyelin düzenli biçimde işlenmesi gerekiyor. Bunun için de disiplin, sabır ve istikrar gerekiyor. Bir başka ifadeyle zeka başlangıç noktası olabilir ama asıl farkı, o yeteneğin üzerine ne kadar istikrarlı çalışıldığı yaratıyor” dedi.</p>

<p><strong>Uzun vadeli hedeflerde “grit” araştırması</strong></p>

<p>Duckworth ve çalışma arkadaşlarının 2007 yılında yayımlanan başka bir araştırmasında ise uzun vadeli hedeflere yönelik azim ve kararlılığı ifade eden “grit” kavramı ele alındı. Farklı gruplar üzerinde gerçekleştirilen çalışmada grit, incelenen başarı sonuçlarındaki varyansın ortalama yüzde 4’ünü açıkladı. Araştırma; eğitim düzeyi, üniversite not ortalaması, West Point'te devamlılık ve National Spelling Bee sıralaması gibi birbirinden farklı sonuçları kapsıyordu.</p>

<p><strong>Gençlere sadece sonuç değil, süreç de öğretilmeli</strong></p>

<p>Yılmaz, gençlerin yalnızca sınavlardan aldıkları sonuçlarla değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek hedef koyma, planlama ve zaman yönetimi gibi becerilerin de geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Başarıyı yalnızca zeka veya yalnızca disiplin üzerinden açıklamanın doğru olmayacağını kaydeden Yılmaz, asıl önemli noktanın yeteneğin disiplinli ve sürdürülebilir çalışmayla desteklenmesi olduğunu söyledi. Yılmaz, ailelerin, eğitim kurumlarının ve iş dünyasının da gençlerin yalnızca elde ettikleri sonuçlara değil, gelişim süreçlerine destek vermesi gerektiğini ifade etti. (Kaynak: MAG PR)</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/basarinin-sirri-sadece-zeka-degilmis-304-ogrencilik-arastirmadan-dikkat-ceken-sonuc</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/mehmet-konuralp-yilmaz.jpg" type="image/jpeg" length="59583"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Üniversite Öğrencileri Ev Kiralarken Dikkat! Depozitoda Bu Ayrıntıyı Atlamayın]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/universite-ogrencileri-ev-kiralarken-dikkat-depozitoda-bu-ayrintiyi-atlamayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/universite-ogrencileri-ev-kiralarken-dikkat-depozitoda-bu-ayrintiyi-atlamayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üniversite kayıt döneminin başlamasıyla kiralık konut piyasasında hareketlilik artarken, ev tutacak öğrencilere sözleşme ve depozito uyarısı geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tüm Emlak Danışmanları Birliği Genel Başkanı Hakan Akçam, öğrencilerin ev sahibiyle yüz yüze görüşmeden sözleşme imzalamaması, ev sahibinin bulunmadığı durumlarda vekâletname istemesi ve kira ödemelerini banka üzerinden yapması gerektiğini söyledi. Üniversite kayıtlarının başlaması ve tayin döneminin etkisiyle kiralık konutlara talep artarken, eğitim görecekleri şehirlerde ev arayan öğrencilerin sözleşme imzalarken dikkat etmesi gereken noktalar yeniden gündeme geldi.</p>

<p>Tüm Emlak Danışmanları Birliği (TEDB) Genel Başkanı Hakan Akçam, kiralık konut piyasasındaki hareketliliğin ekim ayına kadar devam edebileceğini söyledi. Akçam, özellikle son 10-15 günlük dönemde kira ücretlerinde yüzde 5 ila 10 arasında artış gözlemlediklerini belirtti.</p>

<p><strong>Ev Sahibiyle Görüşmeden Sözleşme İmzalamayın</strong></p>

<p>Akçam'ın öğrencilere yönelik ilk uyarısı, kiraya veren kişinin kimliğinin ve yetkisinin kontrol edilmesi konusunda oldu. Kira sözleşmesi yapılırken ev sahibiyle yüz yüze görüşülmesini öneren Akçam, ev sahibinin başka şehirde veya yurt dışında bulunması halinde işlemi gerçekleştiren kişiden mutlaka vekâletname istenmesi gerektiğini söyledi. Öğrencilerin özellikle internet üzerinden buldukları konutlarda evi ve kiraya veren kişinin yetkisini kontrol etmeden ödeme yapmaması önem taşıyor.</p>

<p><strong>Depozitoyu Sözleşmeye Nasıl Yazdırmalı?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kiralamalarda en fazla anlaşmazlık yaşanan konulardan biri de depozito. Akçam, kira sözleşmesinin depozito bölümüne “kira bedeli” ifadesinin yazılmasını önererek, Türk lirası olarak ödenen depozitonun evden çıkış sırasında değer kaybetmesinin bu yöntemle önlenebileceğini ifade etti. Akçam, “Depozito Türk lirası cinsinden ödendiyse evi boşaltırken kiranın güncel değerinden iade alınabilir” dedi.</p>

<p>Konut kiralamalarında güvence bedeline ilişkin yasal bir üst sınır da bulunuyor. Türk Borçlar Kanunu'na göre kararlaştırılan güvence üç aylık kira bedelini aşamıyor.</p>

<p><strong>Kira Ödemelerini Elden Yapmayın</strong></p>

<p>Öğrencilerin dikkat etmesi gereken bir başka nokta ise ödemelerin kayıt altında tutulması. Akçam, kira ödemelerinin banka kanalıyla ve gerçek kira bedeli üzerinden yapılması gerektiğini belirtti. Banka üzerinden yapılan ödemelerde açıklama bölümüne ödemenin hangi aya ait olduğunun yazılması da daha sonra ortaya çıkabilecek anlaşmazlıklarda kayıt oluşturuyor.</p>

<p><strong>Kira Artış Maddesine Dikkat</strong></p>

<p>Kira sözleşmesi imzalanmadan önce artış şartının da dikkatle incelenmesi gerekiyor. Akçam, kira artışına ilişkin hükmün sözleşmede açık şekilde yer almasını ve öğrencilerin anlamadıkları hükümler konusunda bir hukukçu ya da emlak danışmanından görüş almasını önerdi. Üniversite eğitimi nedeniyle ilk kez ev kiralayacak öğrenciler açısından evi görmeden para göndermemek, kiraya veren kişinin yetkisini kontrol etmek, depozito ve kira ödemelerini belgelendirmek ve imzalanan sözleşmenin bir nüshasını saklamak olası anlaşmazlıklara karşı önem taşıyor. (AA)</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/universite-ogrencileri-ev-kiralarken-dikkat-depozitoda-bu-ayrintiyi-atlamayin</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/yasam-7.jpg" type="image/jpeg" length="34950"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcaklıklar Artıyor, Binaların Hesabı Değişiyor, Bugünün Kliması Yarın Yetmeyebilir]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/sicakliklar-artiyor-binalarin-hesabi-degisiyor-bugunun-klimasi-yarin-yetmeyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/sicakliklar-artiyor-binalarin-hesabi-degisiyor-bugunun-klimasi-yarin-yetmeyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Art arda yaşanan sıcak dönemler, konut ve iş yerlerindeki klima kullanımını artırırken yapıların gelecekte karşılaşacağı yeni bir sorun da gündeme geliyor. Bir binanın bugün için yeterli olan soğutma sistemi, sıcaklıkların yükselmesi ve sıcak dönemlerin uzaması halinde ilerleyen yıllarda aynı performansı göstermeyebilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İklim değişikliği yalnızca hava sıcaklıklarını değil, evlerin ve iş yerlerinin nasıl tasarlanacağını da değiştiriyor. Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi’nin araştırması, gelecekte termal konforu sağlamak için daha fazla enerjiye ihtiyaç duyulabileceğine işaret ederken, mühendisler klima kapasitesinden pencere büyüklüğüne kadar bina tasarımındaki hesapların geçmiş sıcaklık verileriyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi'nin (JRC) 2 milyardan fazla binayı kapsayan çalışması da iklim değişikliğiyle binaların ısıtma ve soğutma ihtiyacı arasındaki ilişkiye dikkat çekiyor. Araştırmada binanın yaşı, mimari özellikleri, bulunduğu bölgenin iklimi ve kullanılan ısıtma-soğutma sistemlerinin verimliliği gibi değişkenlerin, iç ortam sıcaklığını konforlu seviyede tutabilmek için gereken enerji üzerinde etkili olduğu ortaya konuluyor.</p>

<p><img alt="İklim (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/iklim-1.jpg" width="1600" /><strong>Evin Metrekaresi Tek Başına Yeterli Değil</strong></p>

<p>Konutlarda klima seçilirken çoğunlukla odanın veya evin metrekaresi üzerinden değerlendirme yapılsa da mühendislik hesabı bununla sınırlı değil. Binanın hangi yöne baktığı, gün içerisinde ne kadar güneş aldığı, pencere ve cam yüzeylerinin büyüklüğü, aynı alanı kullanan kişi sayısı ve içeride çalışan elektrikli cihazlar da soğutma ihtiyacını değiştirebiliyor.</p>

<p>İklim değişikliğiyle birlikte bu hesaplara bir unsur daha ekleniyor: Binanın önümüzdeki yıllarda karşılaşabileceği dış hava sıcaklığı. Bu nedenle yeni yapılarda yalnızca geçmiş yılların ortalama sıcaklıklarının esas alınması yerine sistemin daha sıcak koşullarda göstereceği performans da tartışılmaya başlanmış durumda.</p>

<p><strong>Gereğinden Büyük Klima da Çözüm Değil</strong></p>

<p>Artan sıcaklıklar karşısında çözüm yalnızca daha yüksek kapasiteli klima kullanmak anlamına gelmiyor. Bir iklimlendirme sisteminin ihtiyacın altında kapasiteye sahip olması istenilen sıcaklığa ulaşmasını güçleştirirken, gereğinden yüksek kapasite seçimi de verimlilik ve işletme maliyetleri açısından sorun oluşturabiliyor. Bu nedenle binanın ısı yükünün doğru hesaplanması, yalıtım özellikleri ve kullanım biçiminin birlikte değerlendirilmesi önem kazanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Eski Binalarda Hesap Yeniden Yapılabilir</strong></p>

<p>Değişim yalnızca bundan sonra yapılacak binaları ilgilendirmiyor. Mevcut yapılarda da yıllar önce belirlenen ısıtma ve soğutma kapasitesinin değişen iklim koşullarında yeterli olup olmadığı gündeme gelebilir. Form Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tunç Korun da iklimlendirme projelerinde geçmiş iklim verilerinin tek başına yeterli olmayabileceğini belirterek, daha uzun sıcak dönemler ve değişen soğutma yüklerinin sistem tasarımına dahil edilmesi gerektiğini ifade etti. Korun'a göre sistem kapasitesi belirlenirken yapının konumu, kullanım şekli, ısı yükü ve çalışma koşullarının yanı sıra değişen sıcaklık değerlerinin de birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p><strong>Geleceğin Binalarında Enerji Hesabı Daha Önemli Olacak</strong></p>

<p>Sıcaklık artışıyla birlikte konutların soğutulması için gereken elektriğin yükselmesi, meselenin yalnızca konforla sınırlı olmadığını gösteriyor. Binaların güneşe göre konumlandırılmasından yalıtıma, cam yüzeylerinden gölgelendirmeye ve iklimlendirme sisteminin verimliliğine kadar birçok unsur enerji tüketimini doğrudan etkiliyor. (Kaynak: omgiletisim.com)</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/sicakliklar-artiyor-binalarin-hesabi-degisiyor-bugunun-klimasi-yarin-yetmeyebilir</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 05:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/iklim-2.jpg" type="image/jpeg" length="32002"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[935 Derecede Açan Çiçekler: Kütahyalı Usta 30 Yıldır Çiniye Hayat Veriyor]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/935-derecede-acan-cicekler-kutahyali-usta-30-yildir-ciniye-hayat-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/935-derecede-acan-cicekler-kutahyali-usta-30-yildir-ciniye-hayat-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kütahya’da 30 yıldır çini sanatıyla uğraşan 48 yaşındaki Rıdvan Aşar, Osmanlı ve Selçuklu motiflerini kendi yorumuyla yeniden şekillendiriyor. Yaklaşık 935 derecelik fırında saatler süren pişirmenin ardından ortaya çıkan eserleri İstanbul’daki Kabataş Metro İstasyonu’ndan Pierre Loti teleferik binasına kadar birçok noktada yer alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kütahya’nın yüzyıllardır yaşattığı çini geleneği, ustaların elinde yeni kuşaklara aktarılmaya devam ediyor. Kentte yaşayan Rıdvan Aşar da çocukluk yıllarında tanıştığı çini sanatını 30 yıldır sürdüren isimlerden biri. Sanatla ilk bağı ilkokul yıllarında resim öğretmeninin teşvikiyle başlayan Aşar, ortaokul döneminde minyatür sanatçısı ağabeyinin atölyesinde çini desenleri çizmeye ve boyamaya başladı. Yıllar içinde mesleğe dönüşen bu ilgi, akademik eğitimle devam etti.</p>

<p><strong>Resim bölümünü birincilikle bitirdi</strong></p>

<p>Aşar, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nü 2012 yılında birincilikle tamamladı. 2018’de ise Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Eski Çini Onarımları Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini bitirdi. Çeşitli çini imalathanelerinde çalışan Aşar, son 10 yıldır Kütahya’daki Çiniciler Çarşısı’nda bulunan kendi atölyesinde üretim yapıyor. Aşar’a çalışmalarında çini ustası eşi Özlem Aşar da eşlik ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="935 Derecede Açan Çiçekler Kütahyalı Usta 30 Yıldır Çiniye Hayat Veriyor" class="detail-photo img-fluid" height="1067" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/935-derecede-acan-cicekler-kutahyali-usta-30-yildir-ciniye-hayat-veriyor.jpg" width="1600" /><strong>Osmanlı ve Selçuklu motiflerine kendi yorumunu katıyor</strong></p>

<p>Aşar’ın eserlerinin çıkış noktasını özellikle Osmanlı ve Selçuklu döneminden günümüze ulaşan çiniler oluşturuyor. Geleneksel motiflerin özgün yapısını koruyan usta, kabartma teknikleri ve farklı renk uygulamalarıyla eserlerine kendi yorumunu katıyor. Resim eğitiminin renk, kompozisyon, perspektif ve denge konusunda çalışmalarına önemli katkı sağladığını anlatan Aşar, özellikle 16. yüzyılda ortaya konulan eserlerden etkilendiğini belirtti. Aşar, çiniyle çalışırken zamanın nasıl geçtiğini fark etmediğini belirterek, “Boyama yaparken kendimi adeta çiçeklerin arasında kaybolmuş gibi hissediyorum.” dedi.</p>

<p><strong>Çini 935 derecede 5 saat pişiyor</strong></p>

<p>Bir çini eserinin ortaya çıkması ise uzun ve hassas bir çalışma gerektiriyor. Aşar, Kütahya’dan temin ettiği ve “bisküvi” olarak adlandırılan ilk pişirimi yapılmış çininin üzerine önce desen ve kompozisyonu çiziyor. Boyamanın tamamlanmasının ardından eser sırlanarak fırına yerleştiriliyor. Çiniler yaklaşık <strong>935 derece sıcaklıkta 5 saat boyunca</strong> pişiriliyor. Fırının kapanmasının ardından ise eserlerin zarar görmemesi için soğuma sürecinin tamamlanması bekleniyor. Aşar, bu süreci “Çini sanatı tamamen sabır işidir. Bu işte sabretmezseniz ateşte açan çiçekleri toplayamazsınız.” sözleriyle anlatıyor. (Kaynak: AA)<br />
<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/935-derecede-acan-cicekler-kutahyali-usta-30-yildir-ciniye-hayat-veriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/935-derecede-acan-cicekler-kutahyali-usta-30-yildir-ciniye-hayat-veriyor-2.jpg" type="image/jpeg" length="80193"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[72 Yaşındaki Hasan Dede Malazgirt Ruhunu 60 İlde Yaşattı]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/72-yasindaki-hasan-dede-malazgirt-ruhunu-60-ilde-yasatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/72-yasindaki-hasan-dede-malazgirt-ruhunu-60-ilde-yasatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vatani görevini 1974 yılında Muş’un Malazgirt ilçesinde yapan 72 yaşındaki Hasan Keskin, aradan geçen yarım asrı aşkın sürenin ardından Malazgirt’e olan bağını farklı bir şekilde sürdürüyor. Temsili savaş kıyafetiyle Türkiye’yi dolaşan Keskin, bugüne kadar yaklaşık 60 ilde Sultan Alparslan ve Malazgirt Zaferi’ni anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümü etkinlikleri için Bitlis’in Ahlat ilçesine gelen Denizlili Hasan Keskin, temsili savaş kıyafeti ve elindeki savaş aletiyle etkinlik alanının dikkat çeken isimlerinden biri oldu. Denizli'nin Tavas ilçesinde yaşayan Keskin'in Malazgirt ile bağı ise 1974 yılına uzanıyor. Vatani görevini Muş'un Malazgirt ilçesinde yapan Keskin, yıllar sonra Sultan Alparslan ve 1071 Malazgirt Zaferi'ni anlatmak için Türkiye'yi dolaşmaya başladı.</p>

<p><img alt="72 Yaşındaki Hasan Dede Malazgirt Ruhunu 60 İlde Yaşattı" class="detail-photo img-fluid" height="1067" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/72-yasindaki-hasan-dede-malazgirt-ruhunu-60-ilde-yasatti.jpg" width="1600" /><strong>8 Yılda Yaklaşık 60 İl Gezdi</strong></p>

<p>İstanbul'da özel olarak yaptırdığı temsili savaş kıyafetini yaklaşık 8 yıldır kullanan Keskin, bu kıyafetle farklı şehirlerde düzenlenen etkinliklere katılıyor. Bugüne kadar yaklaşık 60 ili ziyaret ettiğini belirten Keskin, gittiği yerlerde özellikle çocuklara Selçuklu ve Osmanlı tarihini anlattığını söyledi. Malazgirt ve Ahlat'taki yıl dönümü programlarını da kaçırmamaya çalışan Keskin, bu yıl düzenlenen 955. yıl dönümü etkinlikleri için yeniden bölgeye geldi.</p>

<p><img alt="72 Yaşındaki Hasan Dede Malazgirt Ruhunu 60 İlde Yaşattı 3" class="detail-photo img-fluid" height="1067" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/72-yasindaki-hasan-dede-malazgirt-ruhunu-60-ilde-yasatti-3.jpg" width="1600" /><strong>Ahlat'ta İlgi Odağı Oldu</strong></p>

<p>Recep Tayyip Erdoğan Ahlat Millet Bahçesi'nde düzenlenen etkinliklere katılan 72 yaşındaki Keskin, stantları gezerek vatandaşlarla sohbet etti. Temsili kıyafetiyle alanda dolaşan Keskin'le çok sayıda kişi hatıra fotoğrafı çektirdi. Malazgirt Zaferi'nin tarihî önemini gelecek nesillere aktarmaya çalıştığını belirten Keskin, “Alparslan'ın ruhunu yaşatmak istiyorum” ifadelerini kullandı. Özellikle çocukların kendisine yoğun ilgi gösterdiğini anlatan Keskin, ziyaret ettiği şehirlerde medrese ve camilerde de gençlerle bir araya gelerek 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi'ni anlattığını söyledi. Keskin, Malazgirt Zaferi'nin yıl dönümünde de temsili kıyafetiyle etkinliklere katılarak yıllardır sürdürdüğü geleneği devam ettirdi. (Kaynak: AA)<br />
<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/72-yasindaki-hasan-dede-malazgirt-ruhunu-60-ilde-yasatti</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/72-yasindaki-hasan-dede-malazgirt-ruhunu-60-ilde-yasatti-2.jpg" type="image/jpeg" length="47729"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Doğanay Tolunay’dan Orman Yangınları İçin Dikkat Çeken Uyarı: Kriz Değil Risk Yönetimi]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/prof-dr-doganay-tolunaydan-orman-yanginlari-icin-dikkat-ceken-uyari-kriz-degil-risk-yonetimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/prof-dr-doganay-tolunaydan-orman-yanginlari-icin-dikkat-ceken-uyari-kriz-degil-risk-yonetimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de orman yangınlarının sıklığı ve etkisi, yüksek sıcaklıklar, kuraklık ve insan kaynaklı nedenlerle birlikte yeniden gündemin önemli başlıklarından biri haline geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de orman yangınlarının büyük bölümü insan kaynaklı nedenlerle meydana gelirken, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, yangınlarla mücadelede yalnızca uçak ve helikopter sayısına odaklanmanın yeterli olmadığını söyledi. Tolunay, yangın çıktıktan sonraki müdahale yerine yangın öncesinde riskleri azaltan bir modele geçilmesi gerektiğini belirterek, yangın sonrası restorasyonda da “doğadan kopya çekilmesi” gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Orman Genel Müdürlüğünün 2025 verilerine göre ülkede meydana gelen orman yangınlarının yüzde 42’si ihmal ve dikkatsizlik, yüzde 13’ü kaza, yüzde 4’ü kasıt, yüzde 9’u yıldırım kaynaklı gerçekleşti. Yangınların yüzde 32’sinin çıkış nedeni ise belirlenemedi. OGM, Türkiye’deki orman yangınlarının yaklaşık yüzde 90’ının insan kaynaklı nedenlerle ortaya çıktığını belirtiyor. Türkiye’nin toplam orman alanı ise yaklaşık 23,4 milyon hektar seviyesinde bulunuyor.</p>

<p><strong>2026’da 28 Uçak ve 119 Helikopter Görevde</strong></p>

<p>Türkiye’nin orman yangınlarıyla mücadelede kullandığı hava ve kara kapasitesi de 2026 yılında artırıldı. Tarım ve Orman Bakanlığının açıkladığı verilere göre yangınlarla mücadelede 28 uçak, 119 helikopter ve 14 insansız hava aracı görevlendirildi. Hava araçlarının toplam su atma kapasitesi 462 tona çıkarıldı. Kara gücünde ise 1.953 arazöz, 2 bin 766 ilk müdahale aracı ve 878 iş makinesi görev yapıyor. Ancak orman ekolojisi ve iklim değişikliği alanında çalışan İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay’a göre yangınlarla mücadele yalnızca yangın çıktıktan sonra kullanılacak araçların sayısıyla değerlendirilmemeli. SosyalUp’ın YouTube kanalında yayımlanan Yaşam Hasadı programına katılan Tolunay, yangınlara ilişkin kriz yönetiminden risk yönetimine geçilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Sıfır Yangın Hedefi Gerçekçi Değil</strong></p>

<p>Tolunay, özellikle Ege ve Akdeniz’de orman yangınlarının tamamen ortadan kaldırılmasını hedeflemenin ekolojik açıdan gerçekçi olmadığını belirtti. Akdeniz coğrafyasındaki yangınların doğal süreçlerin de bir parçası olduğunu ifade eden Tolunay’a göre temel amaç, yangınların hiç çıkmamasından ziyade yangın sayısını ve yangınların oluşturduğu zararı mümkün olan en düşük seviyeye indirmek olmalı.</p>

<p><strong>Orman Kendi Kendine Tutuşmaz</strong></p>

<p>Orman yangınları sonrasında sık sık gündeme gelen kızılçam tartışmasına da değinen Tolunay, kızılçamların kolay yandığı gerekçesiyle bu türün kaldırılıp yerine farklı ağaçların dikilmesi düşüncesinin doğru olmadığını söyledi. Tolunay, kızılçam ve maki bitki örtüsünün Akdeniz ikliminin doğal bir parçası olduğunu ve yangına karşı belirli uyum mekanizmaları geliştirdiğini anlattı. Yangından sonra maki bitki örtüsündeki bazı çalı ve ağaççıkların köklerinin zarar görmemesi halinde kısa sürede yeniden sürgün verebildiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Tolunay’ın değerlendirmeleri, kızılçam ve maki örtüsünün yangın sonrasındaki doğal yenilenme kapasitesinin de dikkate alınması gerektiğine işaret ediyor.</p>

<p><strong>Doğadan Kopya Çekmek Gerekiyor</strong></p>

<p>Tolunay’ın üzerinde durduğu başlıklardan biri de yangın sonrasında hangi ağaç türlerinin kullanılacağı oldu. Karadeniz’e özgü nemli iklim türlerinin yangına daha dayanıklı oldukları düşüncesiyle Ege ve Akdeniz’e taşınmasının çözüm olmadığını söyleyen Tolunay, bu türlerin farklı iklim koşulları nedeniyle bölgede uzun süre yaşayamayabileceğini belirtti. Tolunay, yangın sonrası restorasyonda doğal ekosistemin örnek alınması gerektiğini belirterek, “Mutlaka doğayı temel almak gerekiyor. Doğadan kopya çekmek gerekiyor” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karadeniz’de yangınların daha az görülmesinin yalnızca ağaç türleriyle değil, büyük ölçüde bölgenin iklim özellikleriyle ilgili olduğunu vurgulayan Tolunay, Akdeniz ve Ege’de yapılacak restorasyon çalışmalarının o bölgelerin doğal koşullarına göre yürütülmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Bugün Dikilen Fidan 50 Yıl Sonraki İklime Göre Seçilmeli</strong></p>

<p>Tolunay, ormancılık çalışmalarında yalnızca bugünkü iklim şartlarının değil, gelecekte ortaya çıkabilecek sıcaklık ve yağış değişimlerinin de hesaba katılması gerektiğini ifade etti. Bugün dikilen bir ağacın onlarca, bazı türlerde ise yüzlerce yıl aynı bölgede yaşayabileceğine dikkat çeken Tolunay, fidan seçiminde uzun vadeli iklim projeksiyonlarının dikkate alınması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin önümüzdeki 50 yılda birkaç derece daha sıcak hale gelebileceğini, yağışların da azalabileceğini belirten Tolunay, bugün dikilen ağaçların gelecekte oluşabilecek bu koşullarda yaşayıp yaşayamayacağının planlama aşamasında değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p><strong>Günümüzde Kriz Değil Risk Yönetimi Var</strong></p>

<p>Tolunay, orman yangınları tartışmasının çoğu zaman uçak ve helikopter sayısına indirgenmesine de karşı çıktı. Yangın başladıktan sonra en kısa sürede olay yerine ulaşılması ve mümkün olan en fazla araçla müdahale edilmesinin önemli olduğunu ancak bunun tek başına yeterli olmadığını belirten Tolunay, günümüzde önceliğin yangın daha çıkmadan riskleri azaltmak olması gerektiğini ifade etti. Bu yaklaşımın “kriz yönetimi” yerine “risk yönetimi” olarak ele alınması gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Kuru Ot ve Yapraklar Yangının Yayılmasını Hızlandırıyor</strong></p>

<p>Yangın riskini artıran önemli faktörlerden birinin orman tabanındaki yanıcı maddeler olduğunu belirten Tolunay, kuru otların ve dökülmüş yaprakların küçük bir kıvılcımla tutuşabileceğine dikkat çekti. Özellikle rüzgârlı havalarda kuru otların tutuşmasının ardından yangının ekipler olay yerine ulaşmadan kısa sürede geniş bir alana yayılabileceğini söyleyen Tolunay, bu nedenle “yanıcı madde yönetimi” yapılması gerektiğini vurguladı. Orman yangınlarının yayılma hızı üzerinde yanıcı madde miktarı ve türünün önemli etkisi bulunduğu, OGM kaynaklı bilimsel çalışmalarda da ortaya konuluyor.</p>

<p><strong>Keçi Otlatma Her Ormanda Çözüm Değil</strong></p>

<p>Son yıllarda orman yangınlarının önlenmesi amacıyla tartışılan keçi otlatma yöntemine de değinen Tolunay, yöntemin bütün ormanlarda aynı şekilde uygulanamayacağını söyledi. Genç ormanlarda keçilerin yeni gelişen fidanlara zarar verebileceğini belirten Tolunay, buna karşılık ağaçların yeterince büyüdüğü bazı alanlarda ot ve çalıların tüketilmesinin yanıcı madde miktarının azaltılmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti. Tolunay’a göre keçi otlatma, otların biçilmesi veya kontrollü yakma gibi uygulamalar tek başına bir çözüm olarak görülmemeli. Bu yöntemlerin tamamının, bölgenin bitki örtüsü, ormanın yaşı ve yangın riski dikkate alınarak hazırlanacak yanıcı madde yönetiminin parçaları olarak değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p><strong>Her Yangın Alanına Aynı Uygulama Yapılmamalı</strong></p>

<p>Tolunay, yangın sonrasında yapılacak çalışmalar konusunda da her bölgeye aynı yöntemin uygulanmasına karşı çıktı. Bir yangının ardından öncelikle ayrıntılı envanter hazırlanması gerektiğini belirten Tolunay, yanan ormanın tür yapısının, yaşının ve yangının şiddetinin belirlenmesi gerektiğini söyledi. Bu verilerin ortaya çıkarılmasının ardından bölgenin nasıl yenileneceğine karar verilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Fidan Dikimi İlk Seçenek Olmayabilir</strong></p>

<p>Yangından sonra doğrudan fidan dikilmesinin her zaman en doğru yöntem olmadığını belirten Tolunay, doğal gençleşmeye öncelik verilebileceğini söyledi. Yangından etkilenen ağaçlarda yeterli miktarda tohum bulunuyorsa bu tohumlardan yararlanılabileceğini belirten Tolunay, gerektiğinde çevredeki aynı tür ağaçlardan tohum toplanabileceğini ifade etti. Fidan dikiminin ise bölgenin doğal yenilenme kapasitesine göre ikinci veya üçüncü seçenek olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Vatandaşlara Kontrolsüz Fidan Dikimi Uyarısı</strong></p>

<p>Tolunay, yangınların ardından vatandaşların bireysel olarak yanan alanlara fidan dikmek istemesinin de bazı riskler taşıdığına dikkat çekti. Bahçelerde yetiştirilen elma, armut veya bölgenin doğal bitki örtüsünde bulunmayan farklı türlerin yangın alanlarına götürülmesinin doğru olmadığını belirtti. Bu türlerin doğal ortamda yaşama ihtimalinin düşük olabileceğini kaydeden Tolunay, dışarıdan getirilen fidanlarla çeşitli bitki hastalıklarının ve zararlıların da orman ekosistemine taşınabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>Yangınların Büyük Bölümü İnsan Kaynaklı</strong></p>

<p>Tolunay’ın risk yönetimi vurgusu, Orman Genel Müdürlüğünün yangınların çıkış nedenlerine ilişkin verileriyle de örtüşüyor. OGM’nin 2025 verilerine göre yangınların yüzde 42’si ihmal ve dikkatsizlik, yüzde 13’ü kazalar ve yüzde 4’ü kasıt sonucu çıktı. Yıldırım kaynaklı yangınların oranı yüzde 9 olurken olayların yüzde 32’sinin çıkış nedeni belirlenemedi. Orman Genel Müdürlüğü, yangınlarla mücadelede en etkili ve ekonomik yöntemin yangının çıkmasını önlemek olduğunu belirtiyor. (Kaynak: marjinal.com.tr)</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/prof-dr-doganay-tolunaydan-orman-yanginlari-icin-dikkat-ceken-uyari-kriz-degil-risk-yonetimi</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/doganay-tolunay.jpeg" type="image/jpeg" length="89368"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Taksilerde 1 Eylül Milat Olacak! Milyonlarca Yolcuyu İlgilendiren Değişiklik]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/taksilerde-1-eylul-milat-olacak-milyonlarca-yolcuyu-ilgilendiren-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/taksilerde-1-eylul-milat-olacak-milyonlarca-yolcuyu-ilgilendiren-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye genelinde taksilerde yeni dönem için geri sayım başladı. Mevcut taksi işletmecileri için 1 Eylül 2026’da devreye girecek Taksi Mali Cihaz uygulamasıyla kartla ödeme altyapısından yolculuk bilgilerinin kayıt altına alınmasına kadar birçok uygulama değişecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye genelinde taksi kullanan milyonlarca yolcuyu ve taksi işletmecilerini ilgilendiren yeni dönem için geri sayım başladı. Mevcut taksi işletmecilerinin Taksi Mali Cihaz sistemine geçmeleri için belirlenen 1 Eylül 2026 tarihine yalnızca bir hafta kaldı. Yeni sistemle taksilerde kartla ödeme altyapısı kurulacak, yolculuğa ilişkin ücret ve süre gibi bilgiler elektronik ortamda kayıt altına alınabilecek.</p>

<p>Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanan 591 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile taksiyle yolcu taşımacılığı yapan mükelleflere yeni yükümlülükler getirildi. Düzenleme kapsamında taksilerde, mevcut taksimetreyle bağlantılı çalışan ya da doğrudan taksimetre özelliği bulunan Taksi Mali Cihaz kullanılması zorunlu hale getirildi.</p>

<p><strong>Mevcut Taksiler İçin Son Tarih 1 Eylül</strong></p>

<p>Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonunun üyelerine gönderdiği bilgilendirmeye göre mevcut taksi işletmecilerinin, basit usulde vergilendirilenler de dahil olmak üzere, Bakanlık tarafından onaylanan Taksi Mali Cihazları 1 Eylül 2026'ya kadar temin ederek kullanmaya başlaması gerekiyor. Yeni mükellefiyet açan veya taksimetresini değiştiren taksiciler için ise farklı bir süre uygulanıyor. Bu işletmecilerin cihazı, değişikliğin gerçekleştiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde kullanmaya başlaması gerekiyor. Yolcu taşımacılığına daha erken başlanacaksa cihazın da faaliyetten önce kurulması gerekiyor.</p>

<p><strong>Takside Kartla Ödeme Altyapısı da Zorunlu Hale Geliyor</strong></p>

<p>Düzenlemenin yolcuları doğrudan ilgilendiren bölümü ise ödeme yöntemlerinde ortaya çıkıyor. Gelir İdaresi Başkanlığının açıklamasına göre Taksi Mali Cihaz üzerinden banka kartlarıyla ödeme yapılabilmesine imkân sağlanması zorunlu olacak. Sistem yalnızca ücretin kaydedilmesiyle sınırlı kalmayacak; yolculuk süresi, yol bilgileri ve ücret gibi veriler de belirlenen dönemlerde elektronik ortamda GİB Teknoloji'ye aktarılacak. Cihaz kullanılmaya başlandıktan sonra taksi işletmecisinin en geç 15 gün içerisinde en az bir banka veya ödeme kuruluşuyla üye iş yeri anlaşması yapması gerekiyor. Kartla ödeme altyapısının öngörülen süre içerisinde kurulmaması halinde Taksi Mali Cihazın pasif hale getirilmesi de düzenlemede yer alan yaptırımlar arasında bulunuyor.</p>

<p><strong>Nakit Ödeme Devam Edecek</strong></p>

<p>Yeni sistem nakit ödemeyi ortadan kaldırmıyor. Yolcu ücretini nakit ödeyebilecek ancak işlem Taksi Mali Cihaz üzerinden kayıt altına alınacak. GİB'in yayımladığı teknik düzenlemelere göre nakit ödemelerde düzenlenen fişte taksi hizmetinin bedeli, KDV, toplam tutar, yolculuk mesafesi ve süresi, ödeme yöntemi, taksi plakası ve cihaz bilgileri gibi alanlar bulunabilecek. Kart, QR, çevrim içi ödeme veya EFT/havale gibi elektronik yöntemlerin kullanıldığı işlemlerde ise ödeme bilgileriyle taksi fişinin tek belge üzerinde birleştirilmesi öngörülüyor.</p>

<p><strong>Yolculuk Süresi ve Mesafe de Fişte Görülebilecek</strong></p>

<p>Yeni dönemin dikkat çeken ayrıntılarından biri de yolculuk bilgilerinin belgeye yansıması olacak. Teknik kılavuzda Taksi Mali Cihaz tarafından oluşturulacak belgelerde yolculuk mesafesi ve süresinin yanı sıra toplam ücret ve ödeme şekli gibi bilgilerin de yer alması öngörülüyor. Böylece taksimetreyle mali kayıt sistemi birbirine bağlanmış olacak.</p>

<p><strong>GİB Kılavuzu 17 Ağustos'ta Yeniden Güncelledi</strong></p>

<p>Gelir İdaresi Başkanlığı, uygulamanın başlamasına kısa süre kala Taksi Mali Cihazlara ilişkin teknik çalışmalarını da güncelledi. GİB'in Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihaz portalında 17 Ağustos 2026 tarihinde Taksi Mali Cihazlar Teknik Kılavuzu Sürüm 2.0 ile Taksi Mali Cihazlardan düzenlenecek fiş, e-Belge ve raporlara ilişkin kılavuzun yeni sürümü yayımlandı. Böylece 1 Eylül öncesinde cihazların teknik özelliklerinden ödeme sistemlerine, belge düzeninden elektronik veri aktarımına kadar uygulanacak sistemin ayrıntıları da güncellenmiş oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>1 Eylül'den Sonra Takside Yeni Sistem</strong></p>

<p>Herhangi bir yeni süre uzatımı yapılmaması halinde mevcut taksi işletmecileri açısından kritik tarih 1 Eylül 2026 olacak. Bu tarihle birlikte taksimetre ve mali kayıt sisteminin aynı yapı içerisinde çalıştığı, elektronik ödeme kabul edebilen ve yolculuk bilgilerinin kayıt altına alınmasına imkân veren Taksi Mali Cihaz dönemi fiilen başlayacak. Yeni sistem, özellikle “Taksilerde kart geçiyor mu?” tartışmasını da önemli ölçüde değiştirecek. Çünkü düzenlemenin temel unsurlarından biri, taksi müşterilerine banka kartıyla ödeme yapabilme imkanının sağlanması.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yavuz KUŞDEMİR</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Manşet, Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/taksilerde-1-eylul-milat-olacak-milyonlarca-yolcuyu-ilgilendiren-degisiklik</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/adsiz-tasarim-15.jpg" type="image/jpeg" length="37963"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ayağına Takılan Taş Hayatını Değiştirdi, 15 Bin Parçalık Koleksiyonunu Dünyaya Satıyor]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/ayagina-takilan-tas-hayatini-degistirdi-15-bin-parcalik-koleksiyonunu-dunyaya-satiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/ayagina-takilan-tas-hayatini-degistirdi-15-bin-parcalik-koleksiyonunu-dunyaya-satiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hatay’da yaşayan biyolog Sedat Çam’ın 2016 yılında tesadüfen başlayan doğal taş merakı zamanla 15 bine yakın parçadan oluşan koleksiyona dönüştü. 250 farklı türde taşı bulunan Çam, koleksiyonundaki ürünleri Türkiye’nin yanı sıra Arjantin, Belçika, Fransa, İngiltere ve Romanya gibi ülkelere de gönderiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hatay’ın Antakya ilçesinde yaşayan 42 yaşındaki biyolog Sedat Çam için her şey yaklaşık 10 yıl önce ayağının bir taşa takılmasıyla başladı. O gün dikkatini çeken taşı inceleyen Çam, zaman içerisinde doğal taşlara merak sardı. Özel bir şirkette finans sorumlusu olarak çalışan Çam, 2016’dan itibaren boş zamanlarını doğada taş arayarak değerlendirmeye başladı. Bulduğu taşların özelliklerini araştıran ve koleksiyonunu genişleten Çam, zaman içerisinde yüzlerce farklı türden binlerce parçaya ulaştı. Doğa yürüyüşlerinde bulduğu taşları sosyal medya üzerinden paylaşmaya başlayan Çam, gelen ilginin ardından 2020 yılında e-ticarete yöneldi.</p>

<p><strong>Evinin Çatısını Atölyeye Çevirdi</strong></p>

<p>Koleksiyon büyüdükçe taşları sergilemek ve üzerinde çalışmak için ayrı bir alana ihtiyaç duyan Çam, 2023 yılında Kuruyer Mahallesi’ndeki evinin çatısını atölyeye dönüştürdü. Bugün atölyede sitrin, ametist, florit, mercan, obsidyen, akuamarin ve garden kuvarsın da aralarında bulunduğu yaklaşık 250 farklı türden 15 bine yakın doğal taş bulunuyor. Çam, işinden kalan zamanını kimi zaman doğada yeni taşlar arayarak, kimi zaman da atölyesinde mevcut parçaların temizliği ve incelemesiyle geçiriyor.</p>

<p><img alt="Taş1" class="detail-photo img-fluid" height="638" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/tas1.jpg" width="1072" /></p>

<p><strong>Taşları Kimyasal Kullanmadan Temizliyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doğadan topladığı taşları atölyeye getirdikten sonra ayrıntılı şekilde inceleyen Çam, temizlik aşamasında kimyasal madde kullanmadığını belirtti. Taşların temizliğinde tazyikli sıcak sudan yararlandığını anlatan Çam, aralarda kalan küçük parçaları çıkarmak için fırça, diş fırçası, kürdan ve uzun iğneler kullandığını söyledi. Çam, taşları mümkün olduğunca doğal haliyle koruyarak koleksiyonerlere ulaştırmaya çalıştığını ifade etti.</p>

<p><strong>Koleksiyonda Farklı Ülkelerden Taşlar da Var</strong></p>

<p>Atölyedeki parçaların tamamı Çam’ın doğadan kendi topladığı taşlardan oluşmuyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinden edindiği örneklerin yanında Hindistan, Pakistan, Çin ve Japonya gibi ülkelerden getirilen doğal taşlar da koleksiyonda bulunuyor. Sosyal medya aracılığıyla doğal taş meraklılarına ulaşan Çam, koleksiyonundaki bazı parçaları internet üzerinden satışa sunuyor.</p>

<p><img alt="Taş3" class="detail-photo img-fluid" height="837" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/tas3.jpg" width="1487" /><strong>Yunanistan’a Bir Seferde 5 Koli Gönderdi</strong></p>

<p>Başlangıçta kişisel bir merak olarak ortaya çıkan uğraş, yıllar içerisinde yurt dışından da müşteri bulan bir işe dönüştü. Çam, daha önce Arjantin, Belçika, Fransa, İngiltere ve Romanya’ya doğal taş gönderdiklerini belirterek son olarak Yunanistan’a 5 koli taş gönderdiklerini söyledi. Atölyedeki doğal taşların fiyatları ise türüne ve özelliklerine göre önemli ölçüde değişiyor. Çam’ın verdiği bilgiye göre satışa sunulan ürünler 200 liradan başlarken, koleksiyondaki en pahalı ürünün fiyatı 45 bin liraya kadar çıkıyor. 2016 yılında tek bir taşla başlayan koleksiyonda bugün yaklaşık 15 bin parça bulunurken, Çam doğal taşları hem Türkiye’deki hem de farklı ülkelerdeki koleksiyonerlere ulaştırmayı sürdürüyor. (AA)</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/ayagina-takilan-tas-hayatini-degistirdi-15-bin-parcalik-koleksiyonunu-dunyaya-satiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 07:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/tas2.jpg" type="image/jpeg" length="81474"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bodrum’a Çifte Kruvaziyer: 1144 Turist Bir Günde İlçeye Geldi]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/bodruma-cifte-kruvaziyer-1144-turist-bir-gunde-ilceye-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/bodruma-cifte-kruvaziyer-1144-turist-bir-gunde-ilceye-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla’nın Bodrum ilçesi aynı gün iki kruvaziyer gemisini ağırladı. “Silver Nova” ve “Astoria Grande” ile ilçeye toplam 1144 turist gelirken, gemilerdeki mürettebatla birlikte Bodrum Limanı’na gelenlerin sayısı 2 bini aştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bodrum’da kruvaziyer hareketliliği devam ediyor. Bahama bayraklı <strong>Silver Nova</strong> ile Palau bayraklı <strong>Astoria Grande</strong>, rotaları kapsamında Bodrum Limanı’na yanaştı. İki gemiyle ilçeye toplam <strong>1144 yolcu</strong> gelirken, gemilerde ayrıca 940 personelin bulunduğu bildirildi. Böylece iki kruvaziyerdeki yolcu ve personel sayısı toplam <strong>2 bin 84 kişiye</strong> ulaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Silver Nova 733 Yolcusuyla Geldi</strong></p>

<p>Souda Bay Limanı’ndan Bodrum’a gelen 233 metre uzunluğundaki Silver Nova’da <strong>733 yolcu ve 535 personel</strong> bulunuyor. Bodrum programını tamamlayacak geminin akşam saatlerinde limandan ayrılarak Yunanistan’ın Patmos Adası’na hareket etmesi planlanıyor.</p>

<p><img alt="Bodrum’a Çifte Kruvaziyer 1144 Turist Bir Günde İlçeye Geldi" class="detail-photo img-fluid" height="950" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/bodruma-cifte-kruvaziyer-1144-turist-bir-gunde-ilceye-geldi.jpg" width="1587" /><strong>Astoria Grande’nin Sonraki Durağı Antalya</strong></p>

<p>Günün ikinci kruvaziyeri ise 193 metre uzunluğundaki Astoria Grande oldu. Bozcaada’dan Bodrum’a gelen gemide <strong>411 yolcu ve 405 personel</strong> bulunuyor. Bodrum ziyaretinin ardından Astoria Grande’nin rotasını Antalya’ya çevireceği belirtildi. Gemilerin limana yanaşmasının ardından karaya çıkan turistler Bodrum’un tarihi ve turistik noktalarına yöneldi. İlçe merkezinde de gün boyunca kruvaziyer yolcularının oluşturduğu hareketlilik yaşandı. (Kaynak: AA)<br />
<br />
 </p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/bodruma-cifte-kruvaziyer-1144-turist-bir-gunde-ilceye-geldi</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/bodruma-cifte-kruvaziyer-1144-turist-bir-gunde-ilceye-geldi-2.jpg" type="image/jpeg" length="54092"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnternet Olmasa da Yapay Zeka Çalışacak: Edge AI Sahaya İniyor]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/internet-olmasa-da-yapay-zeka-calisacak-edge-ai-sahaya-iniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/internet-olmasa-da-yapay-zeka-calisacak-edge-ai-sahaya-iniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapay zeka uygulamalarının günlük hayattan iş dünyasına kadar hızla yayılması, beraberinde önemli bir soruyu da getiriyor: İnternet bağlantısının olmadığı bir fabrikada, enerji tesisinde veya uzak bir çalışma sahasında yapay zeka nasıl kullanılacak? Bu sorunun karşılığı olarak öne çıkan teknolojilerden biri Edge AI.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zekanın çalışması için sürekli internet bağlantısına ihtiyaç duyulan dönem değişmeye başlıyor. Edge AI teknolojisi, yapay zeka işlemlerinin bulut yerine doğrudan bilgisayar ve diğer cihazlarda yapılmasına imkan tanıyor. Özellikle fabrikalar, enerji tesisleri ve lojistik operasyonlarında çalışan saha ekipleri için bağlantının olmadığı noktalarda bile yapay zekadan yararlanmanın önü açılıyor.</p>

<p>Bulut tabanlı sistemlerde veriler genellikle uzaktaki sunuculara gönderiliyor, işlemler burada gerçekleştirildikten sonra sonuç kullanıcıya ulaştırılıyor. Edge AI'da ise yapay zeka işlemlerinin tamamı veya bir bölümü doğrudan kullanıcının bulunduğu cihaz üzerinde gerçekleştirilebiliyor. Böylece sürekli ve güçlü bir internet bağlantısına duyulan ihtiyaç azalıyor.</p>

<p><strong>Yapay Zeka İnternetten Cihazın İçine Taşınıyor</strong></p>

<p>Edge AI'ın getirdiği temel değişiklik, yapay zeka ile verinin işlendiği nokta arasındaki mesafeyi azaltması. Yeni nesil bilgisayarlarda bulunan NPU olarak adlandırılan nöral işlem birimleri, yapay zeka görevlerinin doğrudan cihaz üzerinde gerçekleştirilmesine yardımcı oluyor. Bunun sonucunda internet bağlantısının zayıf veya tamamen bulunmadığı çalışma alanlarında bazı yapay zeka uygulamalarından yararlanmak mümkün hale geliyor. Verinin buluta gönderilmeden cihaz üzerinde işlenebilmesi, yanıt süresinin kısalmasının yanı sıra hassas verilerin korunması açısından da avantaj sağlayabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Fabrikadaki Arızada Yüzlerce Sayfalık Kılavuz Yerine Yapay Zeka</strong></p>

<p>Teknolojinin kullanım alanlarından biri saha bakım ve onarım çalışmaları. Örneğin uzak bir enerji tesisinde arızayla karşılaşan teknisyen, yüzlerce sayfalık teknik dokümanın içerisinde sorunun çözümünü aramak yerine cihaz üzerinde çalışan uygun bir yapay zeka sisteminden destek alabilecek. Teknisyen karşılaştığı problemi doğal dille tarif ederek teknik doküman içerisindeki ilgili bilgiye daha hızlı ulaşabilecek. Benzer kullanım senaryoları fabrikalardaki bakım ekiplerinden lojistik çalışanlarına kadar farklı sektörlere uzanıyor.</p>

<p><strong>Bağlantının Kesilmesi İşi Tamamen Durdurmayabilir</strong></p>

<p>Bulut tabanlı yapay zekanın saha çalışmalarındaki önemli dezavantajlarından biri internet bağlantısına bağımlılık. Uzak tesislerde, fabrikaların belirli bölümlerinde veya hareket halindeki ekiplerde bağlantının yavaşlaması ya da tamamen kesilmesi bulut üzerindeki uygulamalara erişimi engelleyebiliyor. Edge AI yaklaşımında uygun modellerin cihaz üzerinde çalıştırılması, bu bağımlılığı azaltıyor. Ancak bu, bütün yapay zeka sistemlerinin internetsiz çalışabileceği anlamına gelmiyor. Kullanılan modelin ve uygulamanın cihaz üzerinde çalışmaya uygun olması gerekiyor.</p>

<p><strong>Verinin Cihazdan Çıkmaması da Önemli</strong></p>

<p>Edge AI'ın öne çıktığı diğer alan veri gizliliği. Bir yapay zeka işleminin cihaz üzerinde gerçekleştirilmesi halinde, işlenen verilerin tamamının uzak sunuculara gönderilmesine her zaman ihtiyaç duyulmuyor. Özellikle üretim verileri, teknik dokümanlar veya işletmeye ait hassas bilgilerin kullanıldığı uygulamalarda bu yapı veri güvenliği açısından önem taşıyabiliyor. Getac Teknoloji Şirketi Başkan Yardımcısı Jerry Huang da Edge AI'ın saha operasyonlarında hız, operasyonel bağımsızlık ve veri gizliliği açısından avantaj sağladığını belirtiyor.</p>

<p><strong>Yapay Zekanın Ekonomik Etkisi Trilyonlarca Dolarla Ölçülüyor</strong></p>

<p>Yapay zekanın şirketlerin operasyonlarına girmesinin arkasında büyük bir ekonomik dönüşüm de bulunuyor. Huang'ın aktardığı verilere göre yapay zekanın 2030 yılına kadar küresel ekonomide yaklaşık 15,7 trilyon dolarlık ekonomik değer oluşturabileceğine yönelik tahminler bulunuyor. Bu büyüklük, yapay zekanın yalnızca sohbet botları veya masa başında kullanılan uygulamalardan ibaret kalmayacağını; üretim, enerji, ulaşım ve lojistik gibi fiziksel operasyonların yürütüldüğü alanlarda da daha fazla kullanılacağını gösteriyor. Edge AI ise bu dönüşümde yapay zekayı buluttan çıkarıp doğrudan işin yapıldığı noktaya taşıyan teknolojilerden biri olarak öne çıkıyor. (Kaynak: faselis.com)</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/internet-olmasa-da-yapay-zeka-calisacak-edge-ai-sahaya-iniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/internet-2.jpg" type="image/jpeg" length="50269"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Komşunuz Evini İlaçlatıyorsa Dikkat, Kapıyı Kapatmak Yetmeyebilir]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/komsunuz-evini-ilaclatiyorsa-dikkat-kapiyi-kapatmak-yetmeyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/komsunuz-evini-ilaclatiyorsa-dikkat-kapiyi-kapatmak-yetmeyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Evlerde hamam böceği, tahtakurusu, pire ve diğer zararlılarla mücadele amacıyla yapılan ilaçlamalarda kullanılan yöntem ve kimyasalın türü sağlık açısından önemli.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Apartmanda bir dairede yapılan böcek ilaçlaması yalnızca o evde yaşayanları etkilemeyebilir. Uzmanlar özellikle sisleme, aerosol ve gaz oluşturan uygulamalarda kimyasal maddelerin havalandırma kanalları, tesisat boşlukları, kapı altları ve ortak alanlar üzerinden diğer dairelere ulaşabileceği uyarısında bulunuyor. İlaçlama yaptıracakların ise firmanın izin belgesinden kullanılan ürünün içeriğine kadar bazı bilgileri işlem başlamadan önce kontrol etmesi gerekiyor.</p>

<p>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Müge Ensari Özay, özellikle apartmanlarda yapılan ilaçlamalarda yalnızca uygulamanın gerçekleştirildiği dairenin dikkate alınmasının yeterli olmadığını belirtti. Özay’a göre risk; kullanılan aktif maddenin toksisitesi, ürünün formülasyonu ve dozu ile uygulama yöntemi, ortamın büyüklüğü ve havalandırma şartlarına göre değişiyor.</p>

<p><strong>İlaç Bir Daireden Diğerine Ulaşabilir</strong></p>

<p>Apartmanlarda riskin önemli noktalarından birini daireler arasındaki hava hareketleri oluşturuyor. Sisleme, aerosol veya gaz oluşturan ürünlerin kullanıldığı uygulamalarda kimyasal maddeler ortak havalandırma ve klima kanalları, tesisat ve elektrik şaftları, asansör ve merdiven boşlukları, kapı altları ile duvar içerisindeki açıklıklardan farklı noktalara taşınabiliyor. Bu nedenle ilaçlanan dairenin kapısının kapatılması her durumda yeterli bir önlem olarak görülmüyor. Özellikle kapsamlı uygulamalarda komşu dairelerin ve ortak alanların da değerlendirmeye alınması, işlem yapılan bölümün izole edilmesi ve uygulama sonrasında güvenli giriş şartlarının oluşturulması gerekiyor.</p>

<p><strong>Her Böcek İlacının Riski Aynı Değil</strong></p>

<p>Evlerde kullanılan tüm haşere ilaçları aynı özellikleri taşımıyor. Jel ve yem şeklindeki uygulamalarda maruziyet riski genellikle daha düşükken püskürtme, sisleme ve aerosol yöntemlerinde solunum yoluyla kimyasala maruz kalma riski artabiliyor. Gaz oluşturan ürünlerde ise çok daha dikkatli olunması gerekiyor. Doç. Dr. Özay, alüminyum fosfitin nemle temas etmesi halinde son derece toksik fosfin gazı oluşturabileceğini, kapalı alanlarda meydana gelebilecek maruziyetin yaşamı tehdit edebileceğini belirtti.</p>

<p><strong>“Gizli Formül” Diyen Firmaya Dikkat</strong></p>

<p>İlaçlama yaptırmadan önce yalnızca fiyat araştırması yapmak yeterli değil. Kullanılacak ürünün ne olduğunun da bilinmesi gerekiyor. Doç. Dr. Özay, firmanın “gizli formül”, “çok güçlü ilaç” veya “ruhsata gerek yok” gibi ifadeler kullanarak ürün hakkında bilgi vermemesinin güvenlik açısından uyarı işareti olduğunu belirtti. Profesyonel bir uygulamada kullanılan ürünün ne olduğu, hangi dozda ve nerede kullanıldığı ile uygulamayı gerçekleştiren kişinin kim olduğu kayıt altına alınabilir ve izlenebilir olmalı. Sağlık Bakanlığı da piyasadaki biyosidal ürünlerin etiketlerinde ürün adı, aktif madde ve konsantrasyonu, kullanım şekli ve dozu, izin tarih ve sayısı, ilk yardım talimatları ile diğer güvenlik bilgilerinin bulunması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p><strong>İlaçlama Firmasının Belgesini Sorun</strong></p>

<p>Ev veya iş yerinde profesyonel haşere ilaçlaması yaptıracak vatandaşların firmanın yetkisini kontrol etmesi gerekiyor. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü'nün verdiği bilgilere göre uygulamayı yapacak firmanın İl Sağlık Müdürlüğünden alınmış Biyosidal Ürün Uygulama İzin Belgesi bulunması, kullanılan ürünün de Sağlık Bakanlığından izinli olması gerekiyor. Biyosidal ürünlerle zararlılara karşı profesyonel mücadele yürüten gerçek ve tüzel kişilerin izin ve çalışma şartları da ilgili yönetmelikle düzenleniyor.</p>

<p>Vatandaşların işlemden önce ürünün ticari adı, aktif maddesi ve konsantrasyonu, ruhsat veya tescil bilgisi, uygulama yöntemi, kullanılacak miktar ve eve yeniden ne zaman girilebileceği konusunda bilgi alması önem taşıyor.</p>

<p><strong>“İki Saat Havalandırmak Yeter” Diye Bir Kural Yok</strong></p>

<p>İlaçlamadan sonra eve ne zaman dönülebileceği de kullanılan ürüne göre değişiyor. Her ilaçlamadan sonra iki saat beklemek veya belirli bir süre havalandırmak gibi bütün ürünler için geçerli tek bir süreden söz edilemiyor. Kullanılan ürünün etiketinde belirtilen uygulama ve yeniden giriş şartlarının esas alınması gerekiyor. Özellikle apartman genelini ilgilendiren püskürtme, sisleme veya gaz uygulamalarında bina sakinlerinin işlem öncesinde bilgilendirilmesi gerekiyor.</p>

<p><strong>Aynı Anda Birkaç Kişide Belirti Başlarsa Dikkat</strong></p>

<p>İlaçlama sonrasında aynı ortamda bulunan birden fazla kişide baş ağrısı, bulantı, kusma, baş dönmesi, halsizlik, gözlerde yanma veya solunum yollarında tahriş gibi benzer belirtilerin ortaya çıkması kimyasal maruziyet ihtimali açısından dikkate alınmalı. Nefes darlığı, bilinç değişikliği, bayılma veya nöbet gibi ciddi belirtilerde ise acil tıbbi değerlendirme gerekiyor.</p>

<p><strong>Kokuyu Kontrol Etmek İçin Eve Geri Dönmeyin</strong></p>

<p>Zehirlenme şüphesinde yapılabilecek tehlikeli davranışlardan biri de ilacın kokusunu kontrol etmek veya maruziyetin kaynağını araştırmak amacıyla yeniden kapalı alana girmek. Doç. Dr. Özay, böyle bir durumda kişinin öncelikle temiz havaya çıkması gerektiğini belirtiyor. Kullanılan ürünün adı ve etiketi güvenli şekilde temin edilebiliyorsa bu bilgilerin sağlık ekiplerine ulaştırılması önem taşıyor. Gaz veya fumigant kaynaklı bir maruziyetten şüpheleniliyorsa ortamı havalandırmak amacıyla dahi koruyucu ekipman olmadan kapalı alana yeniden girilmemesi gerekiyor. (Kaynak: iletisimofisi.com)</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/komsunuz-evini-ilaclatiyorsa-dikkat-kapiyi-kapatmak-yetmeyebilir</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 07:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/muge-ensari.jpg" type="image/jpeg" length="61183"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Parşömenin Mirası Bergama’da Yaşıyor: İsmail Usta’nın Çırakları Zanaatı Geleceğe Taşıyor]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/parsomenin-mirasi-bergamada-yasiyor-ismail-ustanin-ciraklari-zanaati-gelecege-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/parsomenin-mirasi-bergamada-yasiyor-ismail-ustanin-ciraklari-zanaati-gelecege-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bergama’da yüzyıllardır yaşayan parşömen geleneğinin son büyük temsilcilerinden İsmail Araç’ın bıraktığı miras, yetiştirdiği çırakların ellerinde yaşamaya devam ediyor. Türkiye’de ve İngiltere’de üretim yapan öğrencileri geleneksel yöntemi sürdürürken, Bergama’da kurulması planlanan Parşömen Müzesi’ne İsmail Araç’ın adının verilmesi için başlatılan kampanyada 6 bin 500 imzaya ulaşıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’in Bergama ilçesinde geçmişi milattan önce 2. yüzyıla uzanan parşömen üretimi, ustadan çırağa aktarılan bilgiyle ayakta kalıyor. Ömrünü bu zanaata adayan ve 28 Mayıs’ta 93 yaşında hayatını kaybeden İsmail Araç’ın yetiştirdiği öğrenciler, ustalarının ardından üretimi bırakmadı. Türkiye Yaşayan İnsan Hazinesi Ulusal Envanteri’ne 2021 yılında alınan Araç, 2022’de “Yaşayan İnsan Hazineleri Geleceğe Aktarılan Mirasın Temsilcileri Ödülü”ne layık görülmüştü. Son “karatabak” ustalarından biri olarak bilinen Araç, hiçbir kimyasal kullanmadan geleneksel yöntemlerle deri işleyerek parşömen üretiyordu.</p>

<p><img height="1067" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/4-a-a-a.jpg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Oğlak derisinden uzun ömürlü parşömene</strong></h2>

<p>İsmail Araç’ın öğrencilerinden Meltem Demirel, bugün Bergama’daki dükkânında bu geleneği sürdürüyor. Parşömenin zahmetli bir üretim sürecinden geçtiğini anlatan Demirel, oğlak derilerinin önce kireçte bekletildiğini, ardından tüylerinden arındırılarak kurumaya bırakıldığını belirtti. Ortaya çıkan parşömenin üzerine resim ve farklı çalışmalar uygulayan Demirel, “Aslında ölümsüz bir kâğıt parşömen, yaşayan bir kâğıt. Nefes alıyor. Sizinle birlikte ömür boyu yaşayan güzel bir hatıra” sözleriyle parşömeni anlattı. Bergama’ya farklı ülkelerden gelen turistlere de parşömen üretiminin aşamaları uygulamalı olarak gösteriliyor.</p>

<h2><img height="1067" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/2-a-a-a-a.jpg" width="1600" /></h2>

<h2><strong>İsmail Usta’nın adı müzede yaşatılsın</strong></h2>

<p>İsmail Araç’ın öğrencilerinin şimdi bir başka isteği daha var. Bergama’da restorasyonu tamamlanan tarihi tabakhane binasının Parşömen Müzesi’ne dönüştürülmesi ve müzeye İsmail Araç’ın adının verilmesi isteniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu amaçla dijital ortamda başlatılan imza kampanyasına 6 bin 500 kişinin destek verdiği belirtildi.</p>

<p>Demirel, ustasının kendilerine sık sık, “Benim asıl büyük mirasım buradaki çıraklarım” dediğini aktararak İsmail Araç’ın adının kurulacak müzede yaşatılmasını istediklerini söyledi.</p>

<p><img height="1067" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/3-a-a-a.jpg" width="1600" /></p>

<h2><strong>Bergama’dan İngiltere’ye taşınan zanaat</strong></h2>

<p>İsmail Araç’ın bıraktığı miras yalnızca Bergama’da değil, Türkiye sınırlarının dışında da devam ediyor.</p>

<p>İngiltere’de yaşayan parşömen yapımcısı ve tasarımcısı Demet Tokbay, ustasından öğrendiği yöntemlerle üretim yapmayı sürdürüyor.</p>

<p>Parşömenin Bergama’ya ait tarihsel bir değer olduğunun dünyada daha fazla bilinmesini istediğini belirten Tokbay, “Hepimiz elimizden geldiğince bu zanaatın unutulmaması için taşın altına elimizi sokmaya çalışıyoruz” dedi.</p>

<p>İsmail Araç’ın bir diğer öğrencisi Hazel Aymaz da ustasından aldığı icazetnamenin kendisi için büyük bir anlam taşıdığını söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı olan Aymaz, Araç’ın bilgisini öğrencilerine aktarmaktan büyük mutluluk duyduğunu anlattı.</p>

<p>Bergama’da yaklaşık 2 bin yılı aşan geçmişe sahip parşömen geleneği, bugün İsmail Araç’ın yetiştirdiği öğrenciler sayesinde hem doğduğu topraklarda hem de dünyanın farklı noktalarında yaşamayı sürdürüyor. (Kaynak: AA)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/parsomenin-mirasi-bergamada-yasiyor-ismail-ustanin-ciraklari-zanaati-gelecege-tasiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/1-a-a-a-a.jpg" type="image/jpeg" length="31569"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuğun Karnesine Değil Hayata Hazırlanmasına Bakın]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/cocugun-karnesine-degil-hayata-hazirlanmasina-bakin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/cocugun-karnesine-degil-hayata-hazirlanmasina-bakin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir çocuğun yüksek notlar alması, hayatın karşısına çıkaracağı sorunlarla baş edebildiği anlamına geliyor mu? Eğitim Danışmanı ve Sosyolog Barış Balcı’ya göre ailelerin üzerinde düşünmesi gereken asıl soru bu. Penguen Kitabevi’nde velilerle buluşan Balcı, başarıyı yalnızca sınav sonuçları üzerinden okumanın çocukların başka yeteneklerinin gözden kaçmasına neden olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğu okuldan eve geldiğinde ilk olarak “Sınavın nasıl geçti?” diye karşılayan, odasına girdiğinde “Dersini çalıştın mı?” diye soran, elinde telefon gördüğünde hemen uyaran pek çok anne baba aslında aynı şeyi istiyor: Çocuğunun gelecekte iyi bir hayat kurmasını.</p>

<p>Ancak iyi niyetle başlayan bu çaba bazen evin içinde sürekli tekrarlanan bir başarı baskısına dönüşebiliyor. Eğitim Danışmanı ve Sosyolog Barış Balcı, “Akademik Başarıda Anne Baba Tutumları” başlığıyla Penguen Kitabevi’nde gerçekleştirilen söyleşide tam da bu noktaya dikkat çekti. Balcı, çocuğun geleceğini belirleyen becerilerin yalnızca testlerde verdiği doğru cevaplardan oluşmadığını, kendi sorununu çözebilmesi, sorumluluk alması, insanlarla iletişim kurabilmesi, karar verebilmesi ve karşılaştığı zorluklardan sonra yeniden ayağa kalkabilmesi de en az okul başarısı kadar önemli olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Her Gün “Ders Çalış” Demek Çözüm Olmayabilir</strong></p>

<p>Velilerin çocuklarla en sık karşı karşıya geldiği konuların başında ders çalışma meselesi geliyor. Balcı, sürekli tekrarlanan “ders çalış” uyarısının bir süre sonra etkisini kaybedebileceğine, hatta çocukta ters tepki oluşturabileceğine dikkat çekti. Bunu günlük hayattan bir örnekle anlatan Balcı, çalışmayan bir bulaşık makinesinin düğmesine tekrar tekrar basmanın makineyi çalıştırmayacağını hatırlatarak aynı durumun çocuklara sürekli aynı talimatı vermek için de geçerli olabileceğini söyledi. Buradaki çözümün baskının dozunu artırmak olmadığını belirten Balcı, ders çalışma alışkanlığının küçük yaşlarda oluşturulmasının daha önemli olduğunu ifade etti.</p>

<p><img alt="Baris Balci (2)-1" class="detail-photo img-fluid" height="1122" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/baris-balci-2-1.JPG" width="1600" /><strong>Çantasını annesi hazırlıyorsa sorumluluğu kim öğreniyor?</strong></p>

<p>Söyleşinin dikkat çeken bölümlerinden biri de anne babaların çocukları adına yaptıkları günlük işler oldu. Çocuğun yatağını toplamak, odasını düzenlemek, çantasını hazırlamak ya da kendi başına yapabileceği başka işleri sürekli onun yerine yapmak ilk bakışta yardım gibi görünebiliyor. Balcı ise bunun uzun vadede farklı bir sonucu olabileceğine işaret etti. Her ihtiyacı anne babası tarafından karşılanan çocuğun konfora alışabileceğini belirten Balcı, gerçek bir sorunla tek başına karşılaştığında çözüm üretmekte zorlanabileceğini söyledi. Bu nedenle yaşına uygun sorumlulukların çocuğa bırakılmasını isteyen Balcı, ailelere de çocuk bir işi ilk seferinde istedikleri kadar iyi yapamadığında hemen müdahale etmemeleri çağrısında bulundu.</p>

<p><strong>Çünkü bazen öğrenmenin yolu, hata yapmaya da izin vermekten geçiyor.</strong></p>

<p>Telefonu bırakmasını isteyen anne babanın telefonu elindeyse, Teknoloji konusu açıldığında ise mesele yalnızca çocukların ekran başında geçirdiği süre değil. Balcı, ebeveynlerin davranışlarının çocuklar üzerinde söyledikleri sözlerden daha etkili olabileceğine dikkat çekerek, “Çocuklar söylediklerinizi değil, gördüklerini yapar” mesajını verdi. Evde sürekli telefonla ilgilenen bir yetişkinin çocuğundan telefonu bırakmasını istemesi ya da kendisi hiç kitap okumayan bir ebeveynin çocuğundan düzenli kitap okumasını beklemesi bu açıdan çelişki oluşturabiliyor. Balcı’ya göre teknoloji kullanımında sınır bulunmalı ancak bu sınırlar yalnızca çocuğun uyması gereken yasaklara dönüşmemeli. Anne ve babanın aynı konuda birbirinden tamamen farklı kurallar koyması da çocuk açısından sınırların anlamını zayıflatabiliyor.</p>

<p><strong>Çocukların hayatındaki küçük işler aslında o kadar küçük değil</strong></p>

<p>Yatağını toplamak, okul çantasını hazırlamak, kişisel bakımını takip etmek ya da belirli saatlerde uyuyup kalkmak...</p>

<p>Günlük hayatın sıradan ayrıntıları gibi görünen bu alışkanlıkların çocukların kendi yaşamlarını yönetmeyi öğrenmesinde önemli olduğunu anlatan Balcı, aile içerisinde belirli bir düzen bulunmasının yararına dikkat çekti. Buradaki amaç çocuğun her hareketini kontrol eden bir ev düzeni kurmak değil; kendi sorumluluğunu zamanla yetişkin hatırlatmasına ihtiyaç duymadan yerine getirebilmesini sağlamak.</p>

<p><img alt="Leyla Balci" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/leyla-balci.JPG" width="1600" /><strong>Her çocuğun güçlü olduğu yer aynı değil</strong></p>

<p>Bir başka önemli başlık ise ailelerin çocuklarını başka çocuklarla kıyaslaması oldu. Bir öğrencinin matematikte çok başarılı olması, diğerinin sporda, sanatta veya iletişim konusunda öne çıkmasını değersiz hale getirmiyor. Balcı, çocukların birbirinden farklı olduğunu “Her biri parmak izi gibi birbirinden ayrı ve biricik” sözleriyle anlattı. Bu nedenle okul notlarının çocuğun bütün kapasitesini gösteren bir karne olarak görülmemesi gerektiğini savundu. Sosyal becerilerden problem çözmeye, duygusal zekadan öz yönetime ve karar verme becerisine kadar birçok özelliğin çocuğun ilerideki yaşamında karşılık bulacağını belirtti.</p>

<p><strong>Anne baba ne tamamen yönetmeli ne tamamen kenara çekilmeli</strong></p>

<p>Çocukların kendi kararlarını verebilmesi önemli ancak Balcı’ya göre bunun da bir dengesi bulunuyor. Özellikle spor, sanat ve farklı sosyal faaliyetlerle tanışma konusunda anne babaların çocuklarına seçenekler sunabileceğini belirten Balcı, bütün kararların küçük yaşlardan itibaren tamamen çocuğa bırakılmasını doğru bulmadığını ifade etti. Ebeveynlerin yaşam deneyiminin burada rehberlik görevi görebileceğini söyleyen Balcı, çocuğun her istediğinin yerine getirilmesinin de sağlıklı bir yaklaşım olmadığını kaydetti.</p>

<p><strong>“Kaya” olmak yerine gerektiğinde esneyebilmek</strong></p>

<p>Aile içerisinde kural bulunması gerektiğini söyleyen Balcı'nın dikkat çektiği bir başka nokta ise bu kuralların değişmez duvarlara dönüşmemesi. Bunu “kaya” ve “saz” benzetmesiyle anlatan Balcı, anne babaların çocuklarının yaşına ve gelişimine göre gerektiğinde tutumlarını değiştirebilmesi gerektiğini söyledi. Çocuk büyürken ihtiyaçları, arkadaş çevresi, ilgi alanları ve karşılaştığı sorunlar da değişiyor. Dolayısıyla küçük yaşta işe yarayan bir ebeveyn yaklaşımı ergenlik döneminde aynı sonucu vermeyebiliyor.</p>

<p><strong>Çocuğun en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerden biri güvenli bir aile</strong></p>

<p>Söyleşinin sonunda konu yeniden başarının ne olduğu sorusuna geldi. Balcı, çocukların maddi ihtiyaçlarını karşılamanın tek başına yeterli olmadığını, sevildiğini ve desteklendiğini bilmenin de gelişimin önemli parçalarından olduğunu söyledi. Çocuğun ailesinin sevgisini aldığı nota bağlamaması gerektiğine dikkat çeken Balcı, koşulsuz sevginin önemini vurguladı.</p>

<p>Aile Danışmanı Leyla Balcı da programda kendi çocuklarını yetiştirirken edindikleri deneyimlerden söz etti. Leyla Balcı, ailelerin çocukları baskı altına almak yerine sevgi ve hoşgörü içerisinde yol göstermesinin önemine değindi. Barış Balcı ayrıca çocukların okul performansında fark edilmeyen görme sorunları gibi sağlık problemlerinin de etkili olabileceğini hatırlattı. Ailelere rutin sağlık kontrollerini ihmal etmemeleri, gerekli görülen durumlarda ise aile hekimi veya ilgili hekim değerlendirmesine başvurmaları önerisinde bulundu. Söyleşi velilerin sorularının yanıtlanmasıyla tamamlandı. (Kaynak: denizlihaberci)</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/cocugun-karnesine-degil-hayata-hazirlanmasina-bakin</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 07:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/baris-balci-1.jpg" type="image/jpeg" length="16725"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ailelere Ağustos Desteği Hesaplara Yattı: SED Ödemesi 11 Bin 38 Liraya Yükseldi]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/ailelere-agustos-destegi-hesaplara-yatti-sed-odemesi-11-bin-38-liraya-yukseldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/ailelere-agustos-destegi-hesaplara-yatti-sed-odemesi-11-bin-38-liraya-yukseldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarının bakım ve eğitim giderlerini karşılamakta güçlük yaşayan ailelere sağlanan Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) ödemelerinde ağustos ayı ödemeleri hesaplara yatırıldı. Türkiye genelinde 2 milyar 129 milyon liralık ödeme yapılırken, çocuk başına ortalama destek tutarı 11 bin 38 liraya yükseldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından çocukların ailelerinin yanında desteklenmesi amacıyla uygulanan Sosyal ve Ekonomik Destek programında ağustos ayı ödemeleri başladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ağustos ayına ilişkin toplam 2 milyar 129 milyon liralık SED ödemesinin hak sahiplerinin hesaplarına yatırıldığını açıkladı.</p>

<p><strong>Ortalama ödeme 11 bin 38 liraya çıktı</strong></p>

<p>SED kapsamında verilen destek tutarları, temmuz ayındaki memur maaş katsayısı artışının ardından yükseltildi. Daha önce ortalama 9 bin 723 lira olan Sosyal ve Ekonomik Destek ödemesi, yapılan artışla birlikte ortalama <strong>11 bin 38 liraya</strong> çıktı. Böylece ortalama ödeme tutarında <strong>1.315 liralık artış</strong> gerçekleşti. Bu rakam yaklaşık yüzde 13,5'lik yükselişe karşılık geliyor.</p>

<p><strong>SED desteği neden veriliyor?</strong></p>

<p>Sosyal ve Ekonomik Destek programıyla ekonomik nedenlerle çocuklarının temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük yaşayan ailelere destek sağlanıyor. Programın temel yaklaşımını, çocukların ekonomik gerekçeler nedeniyle ailelerinden ve sosyal çevrelerinden ayrılmasının önüne geçilmesi oluşturuyor. Destek kapsamında çocukların başta eğitim olmak üzere temel ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sunuluyor. Bakan Göktaş, çocukların öncelikli olarak aile ortamında yetişmelerine önem verdiklerini belirterek aile odaklı sosyal hizmet modellerini sürdürdüklerini ifade etti.</p>

<p><strong>Ağustos ayında 2 milyar 129 milyon lira</strong></p>

<p>Ağustos dönemi için ayrılan SED kaynağının toplam büyüklüğü ise <strong>2 milyar 129 milyon lira</strong> oldu. Bakan Göktaş, ödemelerin hesaplara aktarıldığını belirterek, “Çocukların sosyal açıdan desteklenmesi ve eğitim giderlerinin karşılanması amacıyla ağustos ayına ilişkin toplam 2 milyar 129 milyon lira tutarındaki SED ödemesini hesaplara yatırdık” açıklamasında bulundu. SED ödemesinden yararlanan aileler böylece ağustos ayına ilişkin desteklerini hesaplarından kullanabilecek. (Kaynak: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı)<br />
<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/ailelere-agustos-destegi-hesaplara-yatti-sed-odemesi-11-bin-38-liraya-yukseldi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/ailelere-agustos-destegi-hesaplara-yatti-sed-odemesi-11-bin-38-liraya-yukseldi.jpeg" type="image/jpeg" length="97530"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mobilya Otomobili Geride Bıraktı, Tüketici 12 Ay Taksit İstiyor, Her 5 Kişiden Biri Yapay Zeka Kullanıyor]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/mobilya-otomobili-geride-birakti-tuketici-12-ay-taksit-istiyor-her-5-kisiden-biri-yapay-zeka-kullaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/mobilya-otomobili-geride-birakti-tuketici-12-ay-taksit-istiyor-her-5-kisiden-biri-yapay-zeka-kullaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de tüketicilerin mobilyaya bakışı değişiyor. MOSFED’in NielsenIQ’ya yaptırdığı 2026 araştırmasına göre mobilya, tüketicilerin harcama önceliklerinde otomobilin önüne geçti. Mobilya almadan önce her 10 kişiden 9’u fiyat karşılaştırması yaparken, yüzde 53’ü kredi kartına taksiti tercih ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de mobilya satın alma alışkanlıklarından ödeme tercihlerine kadar tüketici davranışlarını ortaya koyan kapsamlı bir araştırmanın sonuçları açıklandı. Mobilya Dernekleri Federasyonu'nun (MOSFED) NielsenIQ'ya yaptırdığı “Türkiye Mobilya Sektörü Tüketici Eğilimleri ve Beklentileri Araştırması 2026”, ekonomik koşulların tüketicinin ev ve yaşam alanlarına ilişkin tercihlerinde oluşturduğu değişimi ortaya koydu.</p>

<p>Araştırma 16 Haziran-13 Temmuz 2026 tarihleri arasında Türkiye'nin 12 istatistiki bölgesindeki 26 ilde gerçekleştirildi. Mobilya satın alma kararında söz sahibi olan 25-55 yaş arasındaki 1.600 tüketiciyle çevrim içi görüşmeler yapıldı. Sonuçlarda en fazla dikkat çeken başlıklardan biri tüketicilerin harcama öncelikleri oldu. Katılımcıların yüzde 44'ü harcama önceliği olarak ev satın almayı gösterdi. Eğitim yüzde 15 ile ikinci sırada yer alırken, mobilya yüzde 13'lük oranla üçüncü sıraya yükseldi. Otomobil satın alma ise yüzde 9'da kaldı. Yazlık veya ikinci ev yüzde 6, beyaz eşya yüzde 5 olarak ölçüldü. Böylece araştırmaya katılan tüketicilerin harcama öncelikleri içerisinde mobilya, otomobilin önüne geçti.</p>

<p>MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, bu sonucu tüketicilerin yaşam alanlarına ve evdeki konfora daha fazla önem vermeye başlamasının göstergelerinden biri olarak değerlendirdi. Araştırma, mobilya alacak tüketicinin fiyat konusunda da oldukça araştırmacı davrandığını gösterdi. Katılımcıların yüzde 90'ı alışverişten önce fiyat karşılaştırması yaptığını belirtirken, yüzde 84'ü ürün kalitesinin fiyattan daha belirleyici olduğunu söyledi.</p>

<p><img class="" height="2334" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/mosfed-3.jpg" width="3500" /></p>

<p>Her 100 tüketiciden 79'u uzun yıllar kullanabileceği bir mobilya için daha fazla para ödemeyi kabul edebileceğini belirtirken, yüzde 81'i aynı ürünü daha uygun fiyata bulması durumunda marka değiştirebileceğini ifade etti. Bu sonuçlar, tüketicinin yalnızca “en ucuz mobilyayı” aramadığını da ortaya koyuyor. Satın alma kararında dayanıklılık yüzde 44 ile ilk sırada bulunuyor. Bütçeye uygun fiyat yüzde 42, konfor ve kullanışlılık yüzde 41, kolay temizlenebilirlik yüzde 38, malzeme ve işçilik kalitesi ise yüzde 34 oranında öne çıkıyor.</p>

<p>Mobilyaların değiştirilme nedenleri incelendiğinde ise ilk sırada eskime bulunuyor. Son bir yıl içerisinde mobilya satın alanların yüzde 37'si eskiyen ürünlerini değiştirmek için alışveriş yaptığını söyledi. Daha modern bir yaşam alanı isteyenlerin oranı yüzde 29, daha fazla konfor isteyenlerin oranı ise yüzde 27 oldu.</p>

<p>Önümüzdeki bir yıllık dönemde de yüzde 34 ile eskime, yeni mobilya satın alma düşüncesinin en önemli gerekçesi olarak gösterildi. Tüketicilerin evlerinde oluşturmak istediği atmosferde yüzde 58 ile konfor ilk sıraya yerleşti. Huzur yüzde 53, düzen ise yüzde 50 ile onu takip etti. Mobilyayı temel ihtiyaç olarak görenlerin oranı yüzde 29 olurken, yüzde 27'si mobilyayı konfor sağlayan bir unsur, yüzde 21'i ise yaşam tarzının bir parçası olarak tanımladı. En sık değiştirilen mobilyalar da belli oldu. Yüzde 48 ile oturma grupları listenin ilk sırasında yer aldı. Önümüzdeki bir yıl içerisinde mobilyasını yenilemeyi düşünen tüketiciler arasında da yüzde 43 ile yine oturma grupları öne çıktı.</p>

<p>Araştırmanın tüketicinin cebini doğrudan ilgilendiren bölümlerinden biri ise ödeme yöntemleri oldu. Katılımcıların yüzde 53'ü mobilya alışverişini kredi kartına taksit yaptırarak gerçekleştiriyor. Tüketicilerin uygun bulduğu ortalama vade 12 ay olurken, ödenebilir gördükleri ortalama aylık taksit tutarı yaklaşık 16 bin 600 TL olarak hesaplandı. MOSFED ise bu noktada mevcut kredi kartı taksit düzenlemesine dikkat çekti. Federasyon, sektörde uygulanan 9 aylık taksit sınırının tüketicilerin araştırmada ortaya çıkan 12 aylık beklentisinin altında kaldığını belirterek sürenin yeniden değerlendirilmesini talep ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kampanya tercihlerinde de tüketicinin ödeme koşullarına verdiği önem görülüyor. Katılımcıların yüzde 53'ü indirim kampanyalarını cazip bulurken, yüzde 50'si ödeme seçenekleri ve taksit avantajlarını tercih etti. Eski mobilyayı yenisiyle değiştirme ile ücretsiz teslimat ve montaj seçenekleri de yüzde 40 oranında karşılık buldu. Mobilya alışverişindeki bir başka büyük değişim ise internet kullanımında yaşanıyor. Araştırmaya katılanların yüzde 94'ü mobilya almadan önce en az bir dijital kaynaktan araştırma yapıyor. Buna karşılık fiziksel kaynaklardan yararlananların oranı yüzde 70. Dijital araştırmada markaların kendi internet siteleri yüzde 45 ile ilk sırada bulunurken, online alışveriş uygulamaları yüzde 37, online alışveriş siteleri ise yüzde 35 oranında kullanılıyor.</p>

<p>Ancak internetin ağırlığının artması fiziksel mağazaları ortadan kaldırmış değil. Fiziksel araştırma kaynaklarında markaların kendi mağazaları yüzde 54 ile ilk sıradaki yerini koruyor. Ortaya çıkan tablo, tüketicinin araştırmaya dijital ortamda başlayıp ürünü mağazada görme ve deneyimleme eğiliminin sürdüğünü gösteriyor. Araştırmanın sosyal medya açısından dikkat çeken sonucu ise influencer içeriklerinde ortaya çıktı. Mobilya satın alma kararında kullanıcı yorumları ve videolarının etkisi yüzde 59 olarak ölçüldü. Birlikte yaşanan kişilerin görüşleri yüzde 57, arkadaş ve sosyal çevrenin etkisi yüzde 44 olurken, influencer içeriklerinin etkisi yalnızca yüzde 14'te kaldı. Satın alma isteğini artıran içeriklerde de gerçek kullanıcı deneyimleri yüzde 68 ile ilk sıraya çıktı. Mağaza vitrinleri yüzde 65, televizyon reklamları yüzde 64 olurken influencer içerikleri yüzde 24'te kaldı.</p>

<h2><img height="1620" src="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/mosfed-2.jpg" width="2880" /></h2>

<h2><strong>Mobilya alışverişine yapay zeka da girmiş durumda</strong></h2>

<p>Araştırmaya göre her 5 tüketiciden yaklaşık biri, yani yüzde 21'i mobilya alışverişi sürecinde yapay zeka araçlarından yararlanıyor. Yapay zeka kullanan tüketicilerin yüzde 59'u dekorasyon önerileri, yüzde 57'si fikir alma, yüzde 57'si oda görselleştirme, yüzde 53'ü ürün önerisi, yüzde 49'u ise fiyat karşılaştırması için bu teknolojilere başvuruyor. Araştırmada mobilya sektörünün satış sonrasındaki sorunları da tüketicilere soruldu. Katılımcıların yüzde 55'i son mobilya alışverişini herhangi bir problem yaşamadan tamamladığını söyledi. Sorun yaşayanlarda ise yüzde 14 ile teslimat gecikmesi ilk sırada bulunuyor. Satış sonrası destek yetersizliği yüzde 13, kurulum ve montaj sorunları yüzde 12 olarak ölçüldü.</p>

<p>MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, araştırmanın sonuçlarının sektör açısından önemli mesajlar taşıdığını belirterek, tüketicinin artık fiyatı araştıran ancak kalite ve dayanıklılıktan vazgeçmeyen, ödeme koşullarına dikkat eden ve satın almadan önce dijital kanalları yoğun biçimde kullanan bir profile dönüştüğünü söyledi. Güleç, tüketicinin beklentilerini doğru okuyabilmenin mobilya sektöründeki rekabetin önemli unsurlarından biri haline geldiğini ifade etti. (Kaynak: (Kaynak: faselis.com)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/mobilya-otomobili-geride-birakti-tuketici-12-ay-taksit-istiyor-her-5-kisiden-biri-yapay-zeka-kullaniyor</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/mosfed-1.jpg" type="image/jpeg" length="22499"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Işıklı Gölü’nde Nilüfer Mevsimi Uzadı: Tekne Turları 24 Ekim’e Kadar Sürecek]]></title>
      <link>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/isikli-golunde-nilufer-mevsimi-uzadi-tekne-turlari-24-ekime-kadar-surecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.usakhabergazetesi.com.tr/isikli-golunde-nilufer-mevsimi-uzadi-tekne-turlari-24-ekime-kadar-surecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli’nin Çivril ilçesindeki Işıklı Gölü’nde bu yıl yağışlarla birlikte su seviyesinin yükselmesi nilüfer sezonunu uzattı. Doluluk oranının yüzde 98’e ulaştığı gölde, normalde temmuz sonunda bitmesi planlanan nilüferler arasındaki tekne turları 24 Ekim’e kadar devam edecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Denizli kent merkezine yaklaşık 120 kilometre uzaklıktaki Işıklı Gölü’nde ziyaretçileri sevindiren bir gelişme yaşandı. Geçmiş yıllarda kuraklık nedeniyle haziran sonu veya temmuz başında sona eren tekne turları, bu yıl göldeki yüksek su seviyesi sayesinde sonbahara kadar yapılabilecek. Yaklaşık 7 bin 300 hektarlık alana sahip olan ve tarımsal sulamada da kullanılan Işıklı Gölü, nilüfer tarlalarının yanı sıra çok sayıda kuş, balık ve bitki türüne ev sahipliği yapıyor.</p>

<p><strong>Doluluk Oranı Yüzde 98’e Ulaştı</strong></p>

<p>Gölde tekne kaptanlığı ve rehberlik yapan Özel Çetinkaya, son dört yılda doluluk oranının yüzde 40-45 seviyelerinde kaldığını, bu yıl ise yaklaşık yüzde 98’e ulaştığını belirtti. Su seviyesindeki yükselişle birlikte nilüferler canlılığını korurken, tekne turlarının süresi de uzatıldı. Çetinkaya, ziyaretçilerin sezonun sona erdiğini düşündüğünü ancak turların 24 Ekim’e kadar devam edeceğini söyledi.</p>

<p><strong>Nilüferlerin Arasında 15 Kilometrelik Tur</strong></p>

<p>Yaklaşık 1 saat 10 dakika süren tekne turlarında toplam 15 kilometreye yakın mesafe kat ediliyor. Ziyaretçiler sazlıkların arasından geçerek kuşların yuvalama alanlarına ve gölün merkezindeki nilüfer tarlalarına ulaşıyor. Güzergâh üzerindeki yaklaşık 500 metrelik sazlık geçişinin ardından Kuşlu Ada’ya varılıyor. Burada yüzlerce karabatak ile kuş yuvaları ve yavruları gözlemlenebiliyor. Turun devamında tekneler gölün merkezindeki nilüferlerin bulunduğu bölgeye ulaşıyor. Ziyaretçiler burada göl manzarasını izlerken fotoğraf çekme imkânı da buluyor. Çetinkaya, “Gerçekten dolu dolu bir görsel şölen sunuyoruz. Nilüferlerin yanı sıra kuşlar da ziyaretçilerden yoğun ilgi görüyor” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Fotoğraf Tutkunlarının da Rotasında</strong></p>

<p>Işıklı Gölü, özellikle doğa ve kuş fotoğrafçıları tarafından tercih ediliyor. Tekne turuna katılan fotoğrafçı Serap Özdemir, Seraserli Mahallesi üzerinden göle girdikten sonra önce kuşların, ardından geniş nilüfer alanlarının görülebildiğini söyledi. Gölde su altı ve yüzey çekimleri yapılabildiğini belirten Özdemir, doğa fotoğrafçılığıyla ilgilenenlere Işıklı Gölü’nü görmeleri tavsiyesinde bulundu. Her yıl mayıs ayından itibaren geniş alanları nilüferlerle kaplanan Işıklı Gölü’nde bu yıl yüksek su seviyesi sayesinde sezon sonbahara taşınırken, tekne turları <strong>24 Ekim’e kadar</strong> ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. (Kaynak: AA)<br />
<br />
 </p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.usakhabergazetesi.com.tr/isikli-golunde-nilufer-mevsimi-uzadi-tekne-turlari-24-ekime-kadar-surecek</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://usakhabergazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/usakhabergazetesi-com-tr/uploads/2026/08/isikli-golunde-nilufer-mevsimi-uzadi-tekne-turlari-24-ekime-kadar-surecek.jpg" type="image/jpeg" length="57894"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
