Manşet

Ömer Aşçı Anlattı: Uşak’ta Bir Kuvayi Milliye Öyküsü

Kent Belleği Projesi’nde Ömer Aşçı’nın anlatımıyla Mustafa Efe’nin Kuvayi Milliye mücadelesi gün yüzüne çıktı.

Uşak Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü Kent Belleği Projesi kapsamında, proje sorumlusu Ömer Aşçı, yaptığı araştırma sonrası, Uşak’ın Banaz ilçesine bağlı Düzkışla Köyü’nden Mustafa Efe’nin hayatı ve mücadelesi detaylarıyla aktardı. Ömer Aşçı anlatımında, hikayenin Uşak ili Banaz ilçesi Düzkışla Köyü sakinlerinden Kuvayi Milliye yanlısı Mustafa Efe’nin torunu Ali Rıza Arslan Bey ile yine Banaz ilçesi Corum Köyü sakinlerinden Ahmet Kavak’ın anlatımlarından derlendiğini belirterek, konuyu bilenlerin katkı ve düzeltmelerine açık olduğunu ifade etti.

Ömer Aşçı’nın anlatımıyla Düzkışla Köylü Mustafa Efe’nin hikayesi şöyle:

Mustafa; Kütahya Vilayeti Uşak Kazası Düzkışla Köyü’nde 1885 yılında doğmuştur. Ailesinin Dolayköy’den geldiği rivayet olunmaktadır. Askerlik çağına yaklaştığı yıllarda bölgede türeyen eşkıyanın en gaddarı Yüğlüklü Veysel Efe’nin kızanı Göcenoğlu Mahmut (Yılmaz) ile akrabalığından dolayı Banaz Karakol Komutanı’nın yaptığı tahkikatta takibe alınmıştır. Komutanın acımasızlığı dillere destandır. Birçok ismi haksız yere idama yolladığı rivayet edilmektedir.

Mustafa iri yapılı bıçkın bir delikanlıdır. Banaz Karakol Komutanı Arnavut Tevfik Çavuş’un dayağına isyan ederek dağa çıkmıştır. Yüğlüklü Veysel Efe’ye katılmayıp asker kaçağı bir grup gençle eşkıyalığa başlamıştır. Cesareti ve atikliği nedeniyle Mustafa Efe namıyla anılmaya başlamıştır. Hayatta kalmak için yol keser, köy basar. Namı yayılmaya başlamış fakat Banaz Karakol Komutanı da peşine düşmüştür. Banaz Karakol Komutanı Tevfik Çavuş’un uzun bir takipten sonra yaptığı bir baskında bütün adamları öldürülse de kendisi kaçmayı başarmıştır.

Afyon tarafına yaya yol alırken bir bayırda beş çift öküzle tarla süren bir ırgat grubuyla karşılaşır. Onlara silahını saklayarak yanaşır ve sorar;

“Selamün Aleyküm ağalar... Bu tarla sizin midir?”

“Aleyküm selam. Hayır beyim biz ırgatız.”

“İşe ihtiyacım var, ağanıza söyleyiverseniz?”

“Akşam olsun köye gideriz. Ağaya kendin sorarsın.”

Akşam olunca köye gidip ağadan iş istemiş. Ağa kabul etmiş. Ahıra bir yer ayarlamışlar ve orada yatıp kalkmaya başlamış. Tarlada işi bittikten sonra atları sevdiği için tımar edermiş. Ağanın bir gün dikkatini çekmiş. Mustafa Efe’yi çağırarak;

“Benim atımı bundan böyle sen tımar edeceksin” demiş.

Bir gece vakti uyku tutmayınca çıra ışığında ıslık çalarak atı tımar ederken ağanın gelini ile karşılaşmış. Ağanın gelini gece vakti çıranın ışığıyla Mustafa Efe’nin kuşağında parlayan silahı görmüş. Telaşlanarak kayınpederine haber vermiş. Sabah olunca ağa tarafından çağrılır. Ağa;

“Oğlum gel bir yemek yiyelim” deyince işkillenmiş.

“Ağa benim yerim ahırdır. Sen rahatına bak” demiş.

Ağa bu sefer;

“Olsun bundan sonra burada yemek yiyeceksin” deyince vaziyeti anlayarak ağaya başından geçenleri anlatır.

Ağa, anlattıklarına inanır ve zarar gelmeyeceğine kanaat getirerek kış çıkıncaya kadar kalmasına izin verir.

Mustafa Efe bahar gelince köyüne dönmüştür. Efe namıyla anılan Karlık Köylü Mısdıli Mustafa, Yüğlük Köylü Veysel ve Keçiler Köylü Memiş eşkıyalık yapmaktadır. Kanun kaçağı olarak Murat Dağı eteklerinde epey bir dolanır. Kuvayi Milliye Müfrezesi’ne katılanların suçlarının affedileceğini duymuştur.

Ömer Aşçı’nın anlatımına göre, Yüğlüklü Veysel Efe’nin Yunan ordusuyla iş birliği yaptığı ve Türk askerlerini öldürdüğü bilgisi üzerine Mustafa Efe, bu duruma karşı harekete geçerek Kuvayi Milliye safına katılmaya karar verir. Devam eden süreçte Mustafa Efe, Kuvayi Milliye müfrezesiyle iş birliği yaparak Yüğlüklü Veysel Efe’ye karşı plan kurar. Hasan Köy civarında gerçekleştirilen baskınlarda şiddetli çatışmalar yaşanır. İlk girişimde başarısızlık yaşansa da ikinci baskında ciddi kayıplar verdirilir.

Yunan ordusu tarafından köyü basılan ve ailesine işkence edilen Mustafa Efe, yakınlarına zarar verilmemesi için teslim olur. Teslim olmadan önce Türk ordusuna karşı zorla savaştırılmamak için tetik parmağını kestiği anlatılır.

Yunan komutanın iş birliği teklifine ise şu sözlerle karşılık verir:

“Ben Türkoğlu Türk’üm. Bunu teklif edeceğine beni kılıcınla öldür.”

Bu sözler karşısında etkilenerek öldürülmeyen Mustafa Efe, Afyon hapishanesine gönderilir. Dumlupınar Meydan Muharebesi’nin ardından serbest kalır ve köyüne döner.

Ömer Aşçı’nın aktardığı anlatımda, Yüğlüklü Veysel Efe’nin ise Yunan ordusunun geri çekilişi sırasında kaçmaya çalışırken kendi adamı tarafından öldürüldüğü ifade edilmektedir.

Mustafa Efe, Kurtuluş Savaşı’nın ardından Düzkışla Köyü’nde çiftçilik yaparak yaşamını sürdürmüş ve 1965 yılında hayatını kaybetmiştir. Kent Belleği Projesi kapsamında aktarılan bu anlatı, Uşak ve çevresinde Kuvayi Milliye ruhunun nasıl şekillendiğini gözler önüne sererken, yerel tarih ve sözlü kültürün gelecek kuşaklara aktarılması açısından önemli bir kaynak niteliği taşıyor.