Ergenlik dönemi, hem bedenin hem de zihnin hızlı değişim gösterdiği, duyguların yoğun ve dalgalı yaşandığı özel bir gelişim evresi. Bu süreçte ebeveynlerin en sık duyduğu ve çoğu zaman en sarsıcı bulduğu cümle ise şu: “Beni anlamıyorsunuz.” Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzm. Dr. Canan İnce Börekci’ye göre bu ifade, yalnızca bir başkaldırı ya da kapris değil; “Beni dinle, benim gözümden de bak, hislerimi küçümseme” çağrısı. Ergen, kimliğini inşa etmeye çalışırken bir yandan bağımsız olmak ister, diğer yandan hâlâ güvenli bir bağa ve anlaşılmaya ihtiyaç duyar. Bu ikili ihtiyaç çatışması, iletişimde sertleşmelere yol açabilir.
Bu Tepkiyi Ne Tetikliyor?
Uzmanlara göre ergenin anlaşılmadığını hissetmesine neden olan bazı tutumlar öne çıkıyor. Sözünün kesilmesi ya da konuşmanın hızla başka bir yöne çekilmesi, “Dinlenmiyorum” algısını güçlendiriyor. “Senin yaşında ben…” diye başlayan kıyaslayıcı cümleler ise diyalogu monoloğa dönüştürüyor. Duyguların küçümsenmesi de önemli bir kırılma noktası. “Abartma, geçer” ifadesi konuyu kapatsa da bağı zayıflatabiliyor. Oysa ilk aşk, arkadaş çatışmaları ya da sosyal medya deneyimleri ergenin dünyasında son derece gerçek ve yoğun yaşanıyor. Bu alanları hafife almak yerine anlamaya çalışmak, iletişimi güçlendiriyor.
Ebeveynler Nasıl Yaklaşmalı?
Dr. Börekci, önceliğin dinlemek olduğunu vurguluyor. Yorum yapmadan önce “Bu durumda ne hissettin?” diye sormak, gencin duygusuna alan açıyor. Sadece sözler değil, beden dili de anlaşılma ihtiyacının bir parçası. Hemen çözüm önerileri sunmak yerine duyguyu kabul etmek, ilişkiyi yumuşatıyor. “Seni anlıyorum, bu gerçekten zor olmalı” cümlesi çoğu zaman nasihatten daha etkili oluyor. Ayrıca küçük bağımsızlık alanları tanımak, ergenin kendine güvenini destekliyor. Kıyafet seçimi ya da odasının düzeni gibi konularda karar hakkı vermek, “Sana güveniyorum” mesajı taşıyor.
Onun ilgi alanlarına adım atmak da bağ kurmanın bir yolu. Oyunlar, sosyal medya, arkadaş çevresi hakkında merakla sorular sormak; yargılamadan dinlemek önemli. Konuşmak istemediği zamanlarda zorlamamak ise güveni koruyor. Birlikte geçirilen sıradan zamanların da kıymetli olduğunu belirten uzmanlar, yürüyüş, yemek hazırlığı ya da kısa bir etkinliğin bile ilişkiyi beslediğini ifade ediyor. Uzun ve ciddi sohbetler her zaman şart değil; önemli olan temasın sürmesi.
Ergenlik döneminde sözler sert, tavırlar mesafeli olabilir. Ancak çoğu zaman kalpteki temel ihtiyaç değişmez: Anlaşılmak ve sevilmek. “Beni anlamıyorsunuz” cümlesi de tam olarak bu ihtiyacın dışa vurumu. Ergen ne kadar anlaşıldığını hissederse, o kadar açık iletişime ve iş birliğine yönelir.
(Kaynak: doktortakvimi)