Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından yayımlanan “Doğa İçin Finans Durum Raporu”, küresel finans sisteminde doğayı korumaya ayrılan kaynak ile doğaya zarar veren faaliyetlere aktarılan finansman arasındaki büyük uçurumu ortaya koydu. Rapora göre doğaya zarar veren yatırımlar 7,3 trilyon dolara ulaşırken, doğa temelli çözümler için ayrılan finansman yalnızca 220 milyar dolar seviyesinde kaldı.
Arazi bozulumu, aşırı su tüketimi ve ekosistem tahribatına yol açan yatırımları kapsayan 7,3 trilyon dolarlık finansmanın 2,4 trilyon doları devlet desteklerinden, 4,9 trilyon doları ise özel sektör yatırımlarından oluşuyor. Devlet destekleri ağırlıklı olarak fosil yakıt, tarım ve su kullanımı alanlarında yoğunlaşırken, özel sektör yatırımları daha çok sanayi ve enerji sektörlerinde gerçekleşti.
Buna karşılık doğanın korunmasına yönelik orman restorasyonu, atık su yönetimi ve benzeri doğa temelli çözümlere yapılan yatırımlar oldukça sınırlı kaldı. Bu alana ayrılan 220 milyar dolarlık finansmanın yaklaşık 197 milyar doları kamu kaynaklarından sağlanırken özel sektörün payı yüzde 10 seviyesinde kaldı. Özel sektör doğa zararını telafi etmeye yönelik projelere 7 milyar dolar, çevre standartlarına uygun tedarik zincirlerine 4 milyar dolar ve biyoçeşitlilik odaklı tahvil ile fonlara yaklaşık 5 milyar dolar kaynak aktardı.
Raporda, doğayı korumak için harcanan her 1 dolara karşılık doğaya zarar veren faaliyetlere 30 dolardan fazla finansman aktarıldığına dikkat çekildi. Bu tablo, çevre dostu yatırımların doğanın korunması için gerekli dönüşümün oldukça gerisinde kaldığını gösteriyor.
Uzmanlara göre küresel çevre hedeflerinin gerçekleştirilebilmesi için doğa temelli yatırımların hızla artırılması gerekiyor. Raporda, 1992 yılında Rio de Janeiro’da kabul edilen ve iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı ile çölleşmeyle mücadeleyi kapsayan Rio Sözleşmeleri kapsamında verilen küresel taahhütlerin yerine getirilebilmesi için doğa temelli finansmanın 2030 yılına kadar yaklaşık 2,5 kat artırılarak 571 milyar dolara çıkarılması gerektiği belirtiliyor. 2050 yılına kadar ise bu rakamın 771 milyar dolara ulaşması öngörülüyor.
Rapora göre ek yatırımların önemli bir bölümünün ekosistem restorasyonu ve sürdürülebilir arazi yönetimine yönlendirilmesi gerekiyor. Restorasyon faaliyetleri için 181 milyar dolar, sürdürülebilir arazi yönetimi için ise 101 milyar dolarlık ek finansmana ihtiyaç duyuluyor. Ayrıca iklim değişikliği ve biyoçeşitlilik kaybıyla mücadelede kritik rol oynayan ormanlar ve okyanusların hâlâ yetersiz finansman aldığı vurgulanıyor.
Frankfurt Finans ve Yönetim Okulu Kıdemli Proje Uzmanı ve raporun başyazarı Michael König-Sykorova, sanayi sektörünün doğaya zarar veren yatırımların en önemli kaynaklarından biri olduğunu belirterek 2023 yılında bu alana yaklaşık 1,4 trilyon dolarlık finansman sağlandığını söyledi.
Bölgesel verilere bakıldığında doğa temelli yatırımlarda en yüksek kamu finansmanının 93 milyar dolar ile Asya’da gerçekleştiği görülüyor. Kuzey Amerika 59 milyar dolar ile ikinci sırada yer alırken Avrupa’da bu rakam 34 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.
König-Sykorova, son yıllarda petrol ve doğal gaz sektöründe doğaya zarar veren yatırımlarda önemli bir düşüş yaşandığını belirtti. Bu yatırımların 2020 yılında 990 milyar dolar seviyesindeyken 2023 yılında 519 milyar dolara gerilediğini ifade eden uzman, bunun dört yılda yaklaşık yüzde 48’lik bir düşüş anlamına geldiğini söyledi.
Ancak mevcut politikaların devam etmesi halinde biyoçeşitlilik kaybının hızlanabileceği uyarısında bulunan König-Sykorova, bunun ekonomik daralma, zorunlu göç ve doğal kaynaklar üzerinde artan çatışmalar gibi ciddi sonuçlar doğurabileceğini dile getirdi.
G20 ülkelerinde son yıllarda iklim politikalarında görülen geri adımların kısa vadeli ekonomik çıkarların çevresel hedeflerin önüne geçtiğini gösterdiğini belirten König-Sykorova, doğa temelli dönüşümün gerçekleşebilmesi için güçlü siyasi irade, kapsamlı politika reformları ve kamu ile özel sektör arasında daha güçlü işbirliği gerektiğini vurguladı. (Kaynak:AA)