(ÖZEL HABER) - Uşak’ın binlerce yıllık geçmişine ışık tutan Temenouthyrai, kentin tarihsel önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Arkeolog Cengiz Doğan, Uşak’ın yalnızca bugünün değil, çağlar boyunca medeniyetlerin kesişim noktası olduğunu vurguladı. Ege ile Doğu uygarlıkları arasında bir köprü görevi gören Uşak’ın, tarih boyunca imparatorların, kralların ve ticaret yollarının uğrak noktası olduğunu ifade etti.
Uşak’ın İlk Toplulukları: Mokadenio
Eski çağlarda Uşak ve çevresinde yaşayan yerel toplulukların “Mokadeni” ya da “Mokkadeni” olarak bilindiğini belirten Doğan, bu toplulukların uzun süre kırsal yaşam tarzını sürdürdüğünü, zamanla kentleşmeye başladığını aktardı. Antik kaynaklarda bu topluluğun önemli merkezleri arasında Selendi (Silendos), Güre (Bagis) ve Temenouthyrai’nin yer aldığı ifade ediliyor.
Uşak çevresinde yer alan Blaundos Antik Kenti, Akmonia Antik Kenti ve Sebaste gibi önemli yerleşimler, bölgenin tarihsel zenginliğini ortaya koyuyor. Yazıtlar ve sikkeler incelendiğinde, bölgede en yaygın tapım gören tanrıların Men (Manes), Artemis ve Apollon olduğu görülüyor. Özellikle Frig kökenli ay tanrısı Men inancının bölgede güçlü olduğu belirtilirken, Anadolu’nun en önemli mitolojik figürlerinden Kybele kültünün de Uşak coğrafyasında önemli bir yere sahip olduğu ifade ediliyor. Kybele’nin “Dağların Anası” olarak bilindiği ve çıkış noktasının Murat Dağı olduğu vurgulanıyor.
Uşak’ın antik adlarından biri olan Temenouthyrai’nin anlamı üzerine farklı görüşler bulunuyor. “Temenos”un Uşak’ın kuzeyindeki Demirci Dağları’nı, “thyrai” kelimesinin ise “kapı” veya “geçit” anlamını taşıdığı belirtiliyor. Bu bağlamda Temenouthyrai’nin “Temenos Dağlarının Kapıları” ya da “Geçitleri” anlamına geldiği değerlendiriliyor. Bazı filologlar ise “thyrai” kelimesinin Lidce kökenli olduğunu ve “yerleşim, kale ya da şehir” anlamı taşıdığını ifade ediyor. Bu durumda Temenouthyrai, “Temenos’un Kenti” veya “Temenos’un Kalesi” olarak da yorumlanıyor. Yapılan araştırmalar, bu antik kentin günümüz Uşak şehir merkezinin altında yer aldığını, nekropol alanının ise Aybey Mahallesi sınırları içinde bulunduğunu ortaya koyuyor.
Roma Döneminde Flaviopolis
Roma İmparatorluğu döneminde kente “Flaviopolis” adının verildiğini belirten Doğan, bu ismin Flavius Hanedanı’nı onurlandırmak amacıyla kullanıldığını ifade etti. Antik kaynaklarda Temenouthyrai ve Flaviopolis isimlerinin bazen birlikte, bazen ayrı ayrı kullanıldığı dikkat çekiyor. Antik dönemde şehirlerin çoğu zaman kurucu kahramanların adıyla anıldığını belirten Doğan, “Temenos” adlı bir kahramanın kentin kurucusu olabileceğine dair görüşlerin de bulunduğunu aktardı. Bu kapsamda antik kentlerde sıkça rastlanan “Heroon” yapılarının, önemli kişilere adanan anıt mezarlar veya kutsal alanlar olduğunu ifade etti.
Bugün modern yerleşim alanlarının altında kalan Temenouthyrai, Uşak’ın geçmişten bugüne uzanan derin tarihsel mirasını gözler önüne seriyor. Uzmanlara göre bölgedeki arkeolojik çalışmaların artmasıyla birlikte, Uşak’ın antik dönemine dair daha fazla bilginin gün yüzüne çıkması bekleniyor.
Arkeolog Cengiz Doğan’ın fotoğrafları ve anlatımıyla ortaya çıkan bu tarihi perspektif, Uşak’ın yalnızca bir geçiş noktası değil, aynı zamanda köklü bir medeniyet merkezi olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Doğan, bu araştırmasını Prof. Dr. Recep Yıldırım, Uşak ve Yöresi Kültürel Tarihi, Halikarnas Balıkçısı, Merhaba Anadolu, Veli Sevin, Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası, Cumhur Tanrıver, Antik Devirde Hermos Vadisinde Şehirleşme gibi kaynaklardan yola çıkarak yaptığımı sözlerine ekledi.